Nörobilim araştırmaları, hissettiklerimizi değiştirebilmemizin tek yolunun içsel deneyimlerin farkında olmak ve iç dünyamızda olan bitenle dost olmayı öğrenmek olduğunu göstermektedir.
Kim olduğumuzu bilmek -bir kimlik sahibi olmak- için gerçeğin ne olduğunu ve geçmişte nasıl olduğunu bilmemiz (en azından bildiğimizi hissetmemiz ) gerekir. Etrafımızda gördüklerimizi gözlemlemeli ve doğru bir şekilde sınıflandırmalıyız; ayrıca anılarımıza güvenebilmeli ve onları hayal gücümüzden ayırabilmeliyiz. Bu ayrımı yapabilme becerisini kaydetmek, psikoanalist William Niederland'ın ''ruh cinayeti'' olarak adlandırdığı şeyin işaretidir. Farkındalığı silmek ve inkârı beslemek, genelde hayatta kalmak için zorunludur ama bunun bedeli kim olduğumuzun, ne hissettiğinizin, neye ve kime güvenebileceğinizin izlerinin silinmesidir.
Güvenli bir şekilde bağlanan çocuklar, kendilerini iyi hissettiren şeyleri öğrenirler; kendilerini (ve başkalarını) kötü hissettiren şeyleri keşfederler ve eylemlilik duygusu elde ederler. Eylemlerini duygularına ve karşıdaki kişilerin tepkilerine göre değiştirirler. Güvenli bir şekilde bağlanan çocuklar, kontrol edebilecekleri ve yardıma gereksinim duydukları durumları öğrenirler. Zor durumlarla karşılaştıklarında aktif bir rol oynayabileceklerini görürler. Bunun aksine, istismar ve ihmal geçmişi olan çocuklar, korkularının, yalvarmalarının ve ağlamanın bakıcıları tarafından anlaşılmayacağını öğrenirler. Yaptıkları ya da söyledikleri hiçbir şey dayak yemelerine engel olmaz ya da dikkat çekmez. Bunun sonunda da ilerideki yaşamlarında zorluklarla karşılaştıklarında vazgeçerler.
Gerçek ilişkiler kurmak için herkesi ayrı kendine özgü güdüleri ve niyetleri olan ayrı kişiler olarak değerlendirebilmelisiniz. Kendinizi ayağa kaldırmaya gereksiniminiz varken, aynı zamanda diğer insanların kendi gündemleri olduğunu unutmamalısınız. Travma her şeyi puslu ve gri hâle getirebilir.