Beyin her şeyden önce yetenekli bir öğrenme makinesidir. Hiçbir şey sabit değildir. Biyoloji güçlü bir etkendir ama bizi kendi gerçekliğine hapsedemez. Bu gerçekliği aşıp, zekâmızı ve kararlarımızı hormonların beynin yapısını, davranışlarımız, gerçeklik algımız, yaratıcılığımız ve genel olarak yaşantımız üzerindeki etkilerini yönetmek ve gerektiğinde değiştirmek için kullanabiliriz.
Kadınların beyinleri görsel tanımlamaları işleyen beyin kanallarını tetikleyerek görüntüleri zihinlerinde canlandırıyor ve erkeklere kıyasla daha fazla zaman harcıyordu. Bu gerçek, kadınların aynı çözüme ulaşmakta erkeklerden daha fazla zaman harcamaları anlamına geliyordu. Aynı zamanda kadınların da erkeklerin gerçekleştirdiği tüm görevleri yerine getirebildiğini gösteriyordu. Kadınlar yalnızca bunu farklı beyin devrelerinden yararlanarak gerçekleştiriyordu.
Erkekler buzullar, hava değişiklikleri ve yeryüzünün ani tektonik hareketlerinden korunan dağlar gibidir, kadınlarsa havanın kendisi gibi -her an değişken ve tahmin edilmesi güç.
Çalışmalar gösteriyor ki insanlar potansiyel olarak faydalı olan duyguları hissetmeyi tercih ediyorlar, hem de bu hisler kötü olsalar bile. Araştırmacılar öfkenin risk algısını azaltıp saldırganlığı tetikleyerek bazen yanlış kararlar almaya sebep verse de kimi zaman daha net düşünmemize yardımcı olduğunu göstermişlerdir. Buradan hareketle de, öfkenin karşı tarafın düşünce biçimini daha dikkatli ve rasyonel biçimde analiz etmeye teşvik ettiği ve böylece, kimi durumlarda insanları daha az değil de daha çok akılcı yapabileceği sonucuna varmışlardır.