18. Yüzyıl Divan Edebiyatı sanatçılarından Şeyh Galip'in eseridir. Tercümesini Vasfi Mahir Kocatürk yapmıştır.Doğu Edebiyatının klasik Hüsn ü Aşk konusu üzerine yazılmıştır. Hayal elemleriyle dolu bir üst kurmacası vardır. Kahraman hedefine ulaşmak için bir yolculuğa çıkar, yolculukta doğa üstü olaylar, kişiler ve durumlarla karşılaşır. Bir çok zorlukların üstesinden yine doğa üstü yardım ve yardımcıları sayesinde kurtulur ve hedefine ulaşır. Burada Hüsün ve Aşk iki cephelidir. Hüsün burada tasavvufi fikri ve sun'i cepheyi teşkil eder. Aşk ise dervişliği temsil etmektedir. Vahdet-i vücuda ulaşmak için çekilen çileyi ve masivaya yüz çevirmeyi anlatır. Eserde dünyanın insanın gözünü kamaştırdığı, içine çektiği, binbir güzelliğinin ve çekiciliğinin sayesinde insanı nasıl içine çekip Vahdet-i vücudtan uzaklaştırdığı tasvir ve betimlemelerle dile getirilmiştir. Şeyh Galip eserinin esrarını Mesnevi'den aldığını açıkça ifade eder. Zaten kendisi küçük yaştan itibaren Mevlana'ya hayranlık duyup, eserlerini hatmetmiştir. Kendisi Yenikapı mevlevihanesine derviş olup sonrasında Galata mevlevihanesine şeyh olmuştur. İlgi duyanların içinde klasik betimlemeleri, mazmunları bulabileceği ve hayatımızı yaşayışımız hakkında kendimize sorular sormamızı sağlayacak bir eser.