2023 yılı Eylül ayının son gününü bu kitabı bitirerek tamamladım. Bir çoklarının “harikaydı” diye bahsettiği bu kitap ne yazık ki ben de fazlasıyla kötü çağrışımlar uyandırdı. 1875 yılında yani bundan tam 148 yıl önce yazılmış bir kitaba göre baştan sona sürükleyiciydi, bu doğru. Öncelikle biraz eserden bahsedelim. Eserde Felatun Bey, batı özentisi, hovarda ve alafranga bir tip, Rakım Efendi ise çalışkan, iyi huylu, alaturka bir tip. Bu iki karakter arasında birbirinin tam zıttı yaşayışlarla gelişen birtakım olaylar anlatılıyor. Yazar kitabın sonlarına doğru Felatun karakterini felakete sürüklerken, Rakım efendiyi ise güzel bir sona doğru götürerek Batılışmaya ne kadar karşı olduğunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Kitabın yazım tarzı okuyucuyla sohbet havasında geçiyor şöyle ki bir çok yerde yazar okuyucuya seslenip hikayenin devamını merak ettiniz değil mi, bakın neler anlatacağım size gibi söylemlerle adeta okuyucuyla konuşuyor. Kitapta beğenmedim şeylere gelecek olursak; Rakım efendi karakterini adeta melek gibi işleyen yazar, onun günahlarını neredeyse sevap işlemiş gibi anlatıyor. Aslında Rakım Efendi ahlak abidesi bir adam değil ancak işini bilen bir adam. Felatun Bey ise tam aksine işini bilmeyen biri. Aralarındaki en önemli fark buydu. Bir karakteri yüceltmeye çalışırken hikaye içinde onun kötü huylarını meşrulaştırmak çok yanlış bir davranıştı. Rakım’ın, piyano öğretmeni Josephino’yu kendine metres yapması buna bir örnektir. Ayrıca kitapta kölelik, cariyelik olayları neredeyse özendirilmekteydi. Rakım efendinin Canan isimli cariyesi, köleliğe oldukça meraklıdır ve bu durumdan kesinlikle kurtulmak istememektedir. Efendi köle ilişkisi ilk başta kardeşlik duygusuyla birbirine bağlanmış gibi gösterilmiş olsa da bu böyle devam etmedi bu da iğrençti. Yazarın