Şehir soğuk. Sanki herkes kendi evinde misafir. Kimse bir yere yetişemiyor. Bazen bir şey söyleyeyim diyorum, birden uzaklarla konuşurken buluyorum kendimi...
Büyük bir dinginliğe, neredeyse bir doygunluğa o onulmaz bedensel yitikliğe, o sessiz kesinliğe kavuşmuştu. Hiç kimse alamaz bizden artık bizde olmayanı; ancak bellek derinliklerinde saklar onu eksiksiz bir biçimde ve zaman zaman onu başkalarına uygular.
Hiç doğmamış olmak en iyisi
Fakat ışığı görmek zorundaysak, ikinci en iyi ihtimal Geldiğimiz yere hızlıca geri dönmek. Gençlik bizi tüm budalalıklarıyla terk ettiğinde, Kim kötülükler içinde bocalamıyor? Kim ondan kaçabiliyor?