Yasin Bural

Yasin Bural
@Utangac_
Kitaplar insanlar gibidir, eğride olabilirler doğruda .
Ateizm insanların cehaletinden beslenen doğmatik bir akıl bozulmasıdır. Ahmet Kavlak hoca’dan Ateizm’in nasıl akılsız bir saçmalık olduğunu açıklayan izlediğim en iyi video. Tüm Ateist’ler davetlidir youtu.be/JNMAPgDAElc?si=...
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Burada durup, seküler - laik yasalar üzerinde düşünmeli
Cismani egemenin buyruğu ebedi hayattan vazgeçilmeksizin itaat edilebilecek gibiyse ona itaat etmemek adaletsizliktir. Fakat buyruk sonsuz ölüme mahküm edilmeden riayet edilemeyecek gibiyse, o zaman ona uymak çılgınlıktır .
Sayfa 303·Kitabı okudu
Çözüm; Kadere iman :)
Örneğin, fıtlatılmış bir nesnenin hareket halindeki durumu için , nesnenin bu hareketi sırasında dıştan herhangi bir etki bulunmadığı için özgürlük sözcüğü kullanılır. Ya da başka bir örnek olarak, bir saatin işleyişini “özgür hareket” olarak adlandırırız, çünkü bu saat hareket ederken dıştan bir etkiye gerek duymaz ve kendi kendine çalışır. Aynen bu örnekte olduğu gibi insan eylemlerine de zaman içinde daha önce gelen belirleme nedenlerinin zorunlu olmasına rağmen özgür denir. Çünkü kendi gücümüzle oluşturduğumuz iç tasarımlar, bunlar aracılığıyla ortaya çıkan durumlara göre doğan istekler, böylecede kendi isteklerimize dayanarak gerçekleşen eylemlerdir. Aynı şekilde bu yolla oyalanan ve yüzlerce yıldır üzerinde durulan bu zor soruna küçük lâf oyunlarıyla bir çözüm bulduklarını sanan bir çok kişi vardır.
Zorunluluktan şu sonuç oluşur; belli bir sürede ortaya çıkan her olay, dolayısıyla her eylem, daha önceki zaman içinde geçene bağlılığı yüzünden zorunludur. Geçmiş zaman gücümün dışında kaldığı için, gerçekleştirdiğim her eylem elimden olmayan belirleyici nedenler yüzünden zorunludur. Bu demek oluyorki eyleme geçtiğim anda aslında özgür değilimdir. Aslında bütün varoluşumun her hangi bir dış nedenden (örneğin Tanrı’dan) bağımsız olduğuna inandığımda bile nedenselliğimin ve hatta bütün varoluşumun bütün belirleme nedenleri kendi dışımda değildir ve bu durumda bile varoluşum bu doğa zorunluluğunu özgürlüğe dönüştüremezdi. Çünkü zaman içinde her nokta da gücümü aşan bir eylemi sürdürmek zorundayım, ve bu durumda ayrıca kendi başlangıcından çok daha önce belirlenmiş bir düzene göre devam ettiğim oma parte priori (eskiden beri gelen) sonsuz olaylar dizisi sürekli bir zincir haline gelirdi ve dolayısıyla nedenselliğim asla özgürlük olmazdı
Saf pratik aklın ilkelerden başlaması gereklidir. Dolayısıyla bilimden sağlanamayan bu ilkeler ilk veriler olarak her bilimin temeline yerleştirilmelidir. Saf aklın ilkeleri olarak ahlak ilkelerinin, doğrulanması sıradan bir insan anlamasının yargısına dayanılarak da yeterli bir kesinlikte sağlanabilir. Çünkü istencimizin belirleme nedeni olarak öznel pratik ilkelerimize sızan her deneysel öğe istekleri harekete geçirdiği oranda kendisine zorunlu olarak bağlı bulunan zevk yada acı duygusu aracılığıyla kendini belli eder, oysa saf pratik akıl bu duyguyu ilkesine katmamak için direnir. Ussal ve deneysel belirleme nedenlerinin farklılığı pratik bir yasa koyucu bir aklın kendisine karışacak her eğilime karşı direnişi yüzünden kendisini açık ve yüce bir biçimde ortaya koyar. Bunun pratik aklın yasa koyuculuğundan önce gelmekten çok, yasa koyuculuğunun birlikte getirdiği ve hatta bir baskı niteliğinde etki yapan bir tür bir duyumla başarır