📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hatalı davranmış bir kimsenin işlediği suçların farkına vardığında üzüntüye kapılacağını düşünmek için ilk başta onun yaradılışının temelleri bakımından, belli bir aşamaya değin iyi olduğunu kabul etmek gerekir. Bu sayede de görevine uygun davranışlarını bilerek sevinen kişinin de daha önce erdemli olduğunu düşünmek gerekir. Sonuçta ahlaklılık ve görev kavramı bu tatminden önce düşünülmelidir. Çünkü bu kavram ondan çıkarılamaz.
Kesin özel bir ahlak duygusunu benimseyerek, ahlak yasasını aklın değil de bu duygunun belirlediğini ileri sürenlerin savı daha iyi hazırlanmış olmasına rağmen yanlıştır. Çünkü bu durumda erdem bilinci doğrudan sevince ve tatmine, kötülük bilincide zihinsel tedirginlik ve acıya bağlanır. Böylece her nesne kişisel mutluluk isteğine indirgenmiş olurdu.
Oyunda kaybeden kişi kendine ve anlayışsızlığına kızabilir, fakat oyunda hile yaptığını (bu yolla kazansa bile) bu davranışını ahlak yasasıyla kıyaslar kıyaslamaz kendi kendini eleştirmek zorundadır. Demekki ahlak yasasının kişinin kendi mutluluk ilkesinden başka bişey olması gerekir. Çünkü bir insanın kendi kendine : “Kasamı doldursam bile ben değersiz biriyim” derken kullandığı yargı ölçüsüyle; “Ben zeki bir insanım, çünkü kasamı doldurdum” derken kendi kendini onaylama ölçüsü değişik olmalı