Hayat yorulmaktır bazen. Daha yapamayacağımızı düşündüğümüzde, olmayacağına kendimizi inandırdığımızda, bütün enerjimizin tükendiğini hissettiğimizde, yaşamanın kurak bir mevsimine düştüğümüzde hangi yağmur taneleri bizi canlandırabilir? Hangi rüya bizi gördüklerimizin ötesinde başka bir gerçeğin olduğu hakikatine uyandırabilir? Hangi kitaplar, okuduklarımızın manasının sadece yazılı olanlardan ibaret olmadığını, satır aralarındaki doğruları da bize söyleyebilir? Hangi göz, hayatın severek daha güzel ve daha canlı olduğu anlamını bize gösterebilir?
Uzayıp giden, bu "hangi” sorularının bir cevabı var aslında:
AŞK
Peder ve valdem oldu bahane
Merecel bahriyani yeltekiyane
Bin ikiyüz altmış dokuzda kane
Eriştim zahiren geldim cihane
Berzahtan kurtuldum çıktım aradan
Onyedi yaşında doğdum anadan
Muhammed ali hilmi dede babadan
Çok şükür hamdolsun geldim imkane
Namım EDİP idi HARABİ oldum
Erenlerin ayak turabi oldum
Hakk'ın bir mukaddes kitabı oldum
Aşkolsun okuyan ehli irfane
Edip HARABİ