"..Aşk, akıl için bir sırrı kadim,
Maşuk, aşık için bir ism-i azim,
Sekarat girdabındaki bir derviş gibi,
Aşık, maşukun adını tesbih eder de, eder…
Ama ne içinde erir, ne sonuna erer,
Ne O’nu geçer, ne O’ndan geçer,
Halkın gözünde değersiz bir derbeder, akılsız bir meczuptur O,
Halbuki uçsuz bucaksız, dipsiz kenarsız, hadsiz hudutsuz bir alemde mahpustur, mahkumdur, mahcuptur O.
Hiç kimse bilmez, bilemez.
Aşk bir kemendi esaret gibi görünür sana ama,
Aslında o maddeyi manaya, cesedi ruha, aklı kalbe, görüneni görünmeyene bağlayan bir miraç-ı hürriyettir.
Bir yanın zelil olsa da, bir yanın azizdir.
Bir yandan yaksa da Aşk, bir yandan serindir.
Tıpkı bir afyonu manevi gibi içine girmekle kalmaz, iliklerine siner,
Sonrası bir meftanın sekarat hissizliği sanki.
Artık donsan da, yansan da fark yok gibi
Hâsılı kelam, aşk İlahtan insana lütfedilmiş bir haldir,
Bunun üzerine söylenecek her söz ne idüğü belirsiz kıyl-ü kaldir.."
Yasin Pişgin
"..At vuruldu; içim paramparça rüveyda,
gölgelerin ardına sakladım kusurumu,
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin,
ben burda damla damla eriyip akıyorum,
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim,
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu,
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.."