"Kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametlidirler." (Feth süresi 29)
Bu buyruk şiddetin bir yerinin olduğuna, rahmetin de başka bir yerinin olduğuna İşarettir. Bu bakımdan her durumda şiddetli olmak mükemmellik olmadığı gibi, her halde merhametli olmakta da mükemmellik değildir.
Bilinmelidir ki bütün kötü huylar, ancak ilim ve amel merhemiyle tedavi edilebilir.
Genel manada kişiyi gıybet etmekten sakındıracak şey onun bu yaptığıyla Allah'ın gazabına uğrayacağını bilmesidir. Her ne zaman bir kul gıybet hakkında nakledilen bu rivayetlere iman ederse işte o zaman Allah'tan korkup dilini gıybet etmekten sakındırır.
Yine kişiyi bundan sakındıran bir diğer şeyde, nefsi hakkında düşünüp onu ıslah etmekle meşgul olmasıdır. Kişi nefsinde bir ayıp gördüğünde onunla meşgul olur ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisini hatırlar:
"Kendi ayıbı, insanların ayıplarıyla meşgul olmaktan kendisini alıkoyan kimseye müjdelerolsun. "
Gıybet kardeşini duyduğu vakit hoşuna gitmeyen bir şeyle zikretmen demektir. Velev ki bu zikredilen şey onun bedeni, nesebi, ahlâkı, fiili, kavli, elbisesi, evi ve bi-neği hakkında ki bir eksikliği belirten bir şekilde de olsa bu gıybet olur.
"Muhakkak ki merhamet etmeyene merhamet olunmaz."
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'den nakledilen bu şakaların çoğu kadın ve çocuklar için yaptığı şakalardır. Bunları ise aşırılığa kaçmadan, kalplerindeki zaafa bir merhem olsun diye onlara yapıyordu.
Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gözü iltihaplanıp da ağrıdığı bir esnada hurma yiyen Suheyb'e şöyle dedi:
Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?"
Bunun üzerine Suheyb: "Yâ Rasûlallah! Ben ağrımayan tarafla yiyorum" dedi. Bu söz üzerine Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem tebessüm etti. Hadisin bazı ravileri, onun azı dişleri görünecek derecede güldüğünü rivayet ederler.