Mustafa Özbek

Mustafa Özbek
Mustafa Özbek - Yöresel Hiciv
Karnım aç Aç olan karnım guruldar Davullar, zurnalar eşliğinde Kemilerim gımıldar Beybabam yemek yok mu Düğünde İnce oğlan olma mı Keşkek vardır öğünde Karnım doyar bununla Ayran yok mu yanında İnce oğlan körümün Ayran hemen sağında Hamd olsun ki doyurduk Boşta olan miğdeyi Gidey diyecem amma Gitmem yerim iğdeyi Kıssadan hisse verilse Verilir mi hissesi Aç karnını doyurmaz Garip nefis iç sesi Akıl oldur istese Seçmez gür, pak saçları İşte buldum ben deyip Bulur anlam kelinde
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mustafa Özbek - Vatan Marşı
Karışıktır saçlarım tımar görmemiş toprak Devrimcinin gözlerinden başkaldırı simgesi Ulu çınar altında can verirken yaprak Devrimcinin devriminde direnmektir imgesi Kızıl Göğün altında ulur ulu kurt ana Gözlerinden akar kan ağlar vatan benimdir Terle gencim uğraş ver vatan emanet sana Gençler ulur benimdir Canım tatlı gelirdir Dokundurmam kendime vatan benim tenimdir Çarpıştılar yan yana lazı kürdü çerkezi Korku nedir bilmeyen şanlı Türk'ün askeri Kanlı köpek dişleri bozuk sütün merkezi Düşman oldu on dünya savuşturduk herkesi Birin tektir sesi yok Birlik verir gür sesi Nifak sokar araya giymen derler pis fesi Oncu şuncu buncusu farklı yollar bilinir Güzel olan budur ya akıl böyle dirilir
Şiir
Şeker Ninem
İki çift beyaz patik Ninem, hediye etmişti Karlı günden birinde Çorapları yetmişti Nasır tutmuş elleriyle Yaktı değen yerleri Çorap deyip geçmeyin Ayak, canın temelleri Okur yazarlık yokmuş Yazar kendi ismini On beşinde evlenmiş Unutmuştur cismini Uzun Kepçe Kulaklar Mirasıdır bizlere Yüce Rabbim güç eyle Can ninemin dizlere
Sofie'nin Dünyası
" Ama ben Tanrı'nın mutlaka bir erkek olması gerektiğini hiç kabul etmedim zaten. Annem bazen denge sağlansın diye Tanrıça'ya şükür bile diyor."
İnsan, ne zaman büyür?
Bu sorunun cevabı, kişiden kişiye değişen türdendir. Herkes, kendini büyüten sebepler ile dertlenir. Kendi içimde, zaman zaman büyür ve zaman zaman çocuklaşırım. Ben, ilk kez anneannem öldüğü zaman hissetmiştim bu duyguyu. Ölümün bize de uğrayacağını görmüş ve büyümüştüm. Aradan zaman geçti ve ölüme alıştım. Melankolik günlerimin sonunda güneş gördüm. Yeniden çocuklaştım. İkinci kez uğradı bize ölüm. Dedem vefat etti. İlk uğradığı kadar acılı olmayacağını düşünüyordum, oysa dedimin bedenini gasilhanede yıkayınca yeniden büyüdüm ben. O günler de geride kaldı, çocuklaştım. Ameliyathaneye yattım. Bekleme odasında beklerken büyüdüm. Bir annenin feryadlarını, bebek iniltilerini duydum da büyüdüm. Hayatın önemsizliğini kavradım. Çok büyük adam olup küçük işlerle uğraşmayacaktım. Hayatın anlamını o dehlizde kavradım. Sonra, hepsini unuttum... Sözlerime sadık kalamadım. Pembe dünya beni içine çekti ve pembeleştim. 18 yaşımda, ilk kez yüzüme tıraş bıçağı değirince büyüdüm. Ayna karşısında kendimle konuştum. Büyük adam olmuştum. Alıştım ve çocuklaştım. Bu, büyüme hikayesinin hülasasıdır. Yatılı okullara gittiğim zamanda büyümüştüm. Zorluklarla mücadele edebilmek için insan, büyümek zorunda kalıyor ama sonradan hep çocuklaşıyor çünkü alışıyor. Hayatın tokatını okkalı bir şekilde yemeyenler, sanırım büyüyemiyorlar. Ben zaman zaman büyür diğer zamanlarda ise çocuk kalırım.
Felsefe