Başkalarının yaşamının ve mutluluğunun görünümü, ruhlarının yalnızlığında ve hasta odalarının karanlıklarında, daha dün bir an evvel ölmeyi isteyen kimselere nasıl da yaşama isteği veriyor?
Gün ışığını ömründe hiç görmemiş ve duymamış olan sağıra, ruhunu asla dile getiremeyen dilsize acıyorsunuz da, sahte bir namus ve utanma bahanesiyle o gönül körlüğüne, o ruh sağırlığına ve o vicdan sessizliğine acımak istemiyorsunuz.