Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan
Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
Dudaklarıma, bırakıp giderim
Söz/ de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil
Söz/ de sararır biterken bir aşk
Kalmasın. Zakkum ve sedef--ten
Ayrıştırırken ayrılıkla büyüyü
Soluk bir yarın kanlı bir dündü
Çözülen uyku dağılan dinginlik
Sevinç de bulutsuydu kelebek de
Kül olup savrulandı. Kalmasın
Beklemeler, sanrı, belleksizlik
Olup çıkıyor aşk da tarih de
Ertelendi, sonra unutuldu keder
Ve şair. kalmadı dünyada, kalmasın
Simyanın dili ölümü, ölüm kendindeki
Tozlaşan yüzeyi buldu. Kalmasın
Ve ölüm bulutsu yüzümdü benim
Serin, dinlendirici ve geçirgen
Kokuları kalmasın korkuları da
Soluk ve gri bir sabırdır hepsi
F.E.S. ve öbürleri için
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle