İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır. Kısacası tüm beden bir nehir gibidir, ruh ise rüya ya da hülya gibidir: Hayat savaşa ve bir yolcunun geçici konaklamasına benzer, ölümden sonra ün de unutulur. Bu yüzden bizi ne koruyup gözetecek? Bizi koruyup gözetecek yegâne şey felsefedir.
Ruh, bir insandan tiksintiyle uzaklaştığında, ya da sinirlenenlerde olduğu gibi karşısındakine zarar vermeye niyetlendiğinde de kendine saygısızlık eder. Üçüncüsü zevk ya da acının hâkimiyetine girdiğinde de ruh kendine saygısızlık eder. Dördüncüsü rol yaptığı, gerçeğe aykırı, sahte bir şeyi yaptığı ya da söylediğinde ruh kendine saygısızlık eder. Beşincisi herhangi bir teşebbüsünü ya da tutkusunu amacı olmayan bir şeye yöneltirse ve hesapsız, tutarsız bir şekilde herhangi bir şeye çaba harcarsa, ruh yine kendine saygısızlık eder; en ufak şeylerin bile belli bir nizama göre sonuna kadar yapılması gerekir.
"Her şey sanıdır." Kinik Monimos'a karşı söylenen bu sözler gün ışığı gibi açıktır: Eğer birisi onun doğru özünü olabildiğince benimserse, söylenen söz apaçık bir şekilde faydalıdır.
Üç bin yıl ya da bunun binlerce katı fazlasını yaşayacak olsan da hiç kimsenin halihazırda sürdürdüğü hayattan başka bir hayatı kaybetmediğini ve kaybetmekte olduğu hayattan başka bir hayat yaşamadığını unutma. Bu yüzden hayatın en kısası da en uzunu da aynı kapıya çıkar. Çünkü şimdiki zaman herkes için aynıdır, bu yüzden geçmiş zaman da aynıdır ve yitip giden sadece bir andır.