"İslam siyaset düşüncesinin "ontolojisiz" olduğu yönündeki Avrupa merkezli yaygın İddaa, esasında ontolojik bir yokluğa değil; hangi ontolojilerin konuşulabileceğine hangilerinin perdelenip yok sayılması gerektiğine ilişkin verilen bir siyasi hükümden ibarettir...
İslam siyaset düşüncesinin modern dönemde yaşadığı en derin kriz, bu düşüncenin yaslandığı ontolojik zeminle ilişkili ve onunla uyumlu olarak tecessüm eden bir siyasal iktidarla daha doğru bir ifadeyle bir devletle kurduğu pratik ilişkinin çözülmüş olmasıdır...
İslam siyaset düşüncesi ontolojisi değildir; yalnızca ontolojisini taşıyacak siyasal bir gerçeklikle bağı kopmuştur. Bu bağlamda İslam siyaset düşüncesinin yeniden ontolojik bir problem olarak düşünülebilmesi ancak bu devletsizleşmiş düşüncenin/teorinin gücü yeniden düşünceye, düşünceyi yeniden güce temas ettirebilmesi ile mümkün olacaktır..."
(Kamuran Gökdağ; Teklif, Sayı:25)
"Varlığın nihâi anlamı, dünyanın ne olduğu, insanın kim olduğu ve eşyanın neye işaret ettiği gibi sorular, insanın epistemik kapasitesini aşan ontolojik sorulardır.
Bu sorular, “bu nedir?” sorusuyla değil; “dünya, insan ve eşya ne anlama gelir?” ya da “bu neye delalet eder?” sorusuyla ilgilidir. İşte vahiy, bu delalet alanını açar."
(Kasım Küçükalp; Teklif, Sayı:25)
"İçimizde bir tamamlanmamışlık
hissi var. Kemâl arayışımız da bununla alakalı. Evren'de her şey kendi kemâlindedir. Biz ise bir kemâl arayışı içindeyiz; çünkü bir eksiklik, bir tamamlanmamışlık hissediyoruz.
Bu da bizi parçalıyor.."
(İhsan Fazlıoğlu; Teklif, Sayı: 25)
"...Müslümanların insanlığa şahit ve en hayırlı ümmet olma vizyonlarını kendilerine yeniden hatırlatmayı...
...görev edinmeliyiz."
(Ahmet Ayhan Çitil; Teklif, Sayı:25)
"Bir insanın Müslümanlığının kemâlinin/güzel yaşanan Müslümanlığın alameti kendisini ilgilendirmeyeni terk etmesi.
Müslümandan beklenen kendisini ilgilendiren ile ilgilenmesi, ilgilendirmeyenden uzak durmasıdır.
Bu hususu dikkate aldığımız vakit aslında sorun dediğimiz şeyin merkezinde insan ve insanın ilgileri olduğunu düşünebiliriz. Dolayısıyta insanın olduğu yerde ve insanın ilgileri bağlamında hem bilme cihetinden hem ameli cihetten hem nazari cihetten, olanla olması gereken arasında bir açık olduğunda bu mesafenin algılanmasına bağlı olarak biz bir sorundan bahsedebiliriz.."
(Tahsin Görgün; Teklif Dergisi, Sayı:25)