"Dünya, birkaç yüzyıllık nesneleştirilme,
tahakküm kurulma eylemlerinin
sonuçlarını kusmaya başlamıştır artık! İnsanın, aklı ile değerlerini kendisinin
belirleyebileceği ve bir üst ilkeye artık muhtaç olmadığı fikrinin körüklediği "iyimserliğin" sonucu tarihin gördüğü en karanlık zamanlar olmuştur. Modern sinema, "bakışın tahakkümünün" geldiği sınır noktasını tasvir etmesiyle çok. önemlidir...
İnsanı insan yapan şey, acılar karşısında seçtiği konum ise şayet, acıları seyreden insanları doğuran şey nedir tam olarak?.. Zulüm, sadece zulmedenin yaptığına indirgenebilecek bir şey midir, yoksa ben-öteki arasındaki uçurumu giderek açmış modernitenin en can alıcı semptomu mudur? Seyretmek, en az zulmedenin yaptığı kadar büyük bir zulüm değil midir?
... Hakk'ın âleme olan nazarında vasıta olan insan ve o nazarın dünyası söz konusudur artık. Bakış tümüyle ters-yüz olmuştur Rönesans'ın despotik merkezî perspektifine göre...Artık yeni nazara göre her bakış, Allah'ın nazarının bir vasıtasıdır ve Allah, dünya, insan rabıtası bu nazar üzerinden yeniden inşa olur."