+ Seni çok seviyorum.
- Mira diye bir dizi izliyordum.
+ Ben hiç dizi izlemiyorum.
- Haftada bir, reklamsız, otuz dakika. Yemek yerken izliyorum. Bazı izlediğim diziler erken final vermişti. Ufak Tefek Cinayetler, Taş Kağıt Makas, Kalpazan gibi.
(Mira dizisinden;
+ Neden hayallerini gelecekte arıyorsun?
- Nasıl yani?
+ Aslında şu anda çok başarılısın ve mutluluktan gözlerinin içi yıldız gibi parlıyor.
+ Evet. Şu anda gerçekten çok mutluyum. Sanki üstümde yıllarca bana ait olmayan kat kat giysi varmış da onların içinde sıkışıp kalmışım gibi. Ama şimdi tek tek onların hepsini çıkarıyorum ve inanılmaz hafiflemiş hissediyorum.
+ Ama gene de gardropta eskiden kalan başka giysilere dikkat etmek lâzım. Yani insan üşüyüp bit anda kendini yine kat kat giyinik bulabilir.
- Üşüyünce giyinmemek mümkün değil.
+ Ama gardrobun içini tercihlerimize, zevkimize göre düzenlemek mümkün.)
- İyi misin?
...
+Misafirlikteydim yazamadım özür dilerim. İyiyim şükür. İnşallah sen de iyisindir.
Bazı giysiler hiç eskimez, daralmaz ya da genişlemez. Allah kalbimizdekini o tür giysilerden eylesin.
- İnşallah öyle olsun.
İyi olduğuna da sevindim.
Misafir olmak güzel. Bir gün birbirimize misafir olalım da bizimle konuşmak isteyenlerle konuşamayalım. Bu yüzden hiç özür dilemeyelim.
+ İnşallah oluruz.
- Uyuyoruz her şeyin üzerine. Uyanamıyoruz. Yine uyuyoruz. Elden başka ne gelir.