Yusuf Atılgan, yaşamının çoğunu Hacırahmanlı köyünde geçirmiş fakat bir "köy edebiyatçısı" olmamıştır.
Aylak Adam'da oldukça fazla İstanbul semt ve mahalle ismi kullanmıştır.
Böyle büyük bir şehirde yalnız bir "kişioğlu" nu betimlerken, "Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlar." (s, 130) diyerek özetle yalnızlığı anlatmıştır.
Atılgan, Aylak Adam'a "Mufassal kıssa başlarsın, garip efsane söylersin" diye başlamıştır. Çünkü o güne kadar hem içerik hem yapısal olarak yazılan romanların çok dışında bir metindir bu.
Varuşçuluk çizgisinde, bilinç akışı, iç monolog, günlük, mektup gibi teknikler ve bu eksende, parantez ve tire işaretleriyle ara cümleleri sıkça kullanılmıştır.
Aylak Adam'ın baş karakteri ve roman kahramanı olan C'yi bir "antikahraman" olarak da niteleyebiliriz.
Nasıl insanlar evlenip, çocuk yapıp, okutup, iş sahibi yapıp, evlendirip, yine çocuk yapsın, okutsun gibi hep aynı tekdüzelikte yaşıyorlarsa, yalnızlık, aylaklık da aynı şekilde tekerrür eden, sıkıcı bir durumdur.
C, babasından kalan miras sayesinde aylaklık yapabilmektedir. Babasına olumsuz duygularla yaklaşan C, yine babasına benzer karakter yapısındadır.
C, bilinçaltında annesinin şefkatini, sevgisini özler ve bunu sık sık tekrarladığı "mavi" meteforuyla pekiştirir.
C'nin hayatında terziler de önemlidir. (Yusuf Atılgan'ın Manisa'da en samimi arkadaşının bir terzi olduğunu onu tanıyan bir kişinin anılarından dinlemiştim.)
C, sinamayı ve kütüphaneleri -aynı Atılgan gibi- sevmektedir. Bu, kalabalıklar içinde yalnız, çıkarsız, insanlarla mecburi barışık olmayı simgeler.
"Mavi" gibi "Bıyık" metaforu da sıkça kullanılmış, bu da babası ve kavga ettiği terziler aracılığıyla olumsuz duyguları temsil etmektedir.
"Tutunacak