Pınar Vardar

Hayat Hiç Uzun Değil
1/10
·200 syf.·
2026 1. kitabı
Bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Felsefi bir boyut görmeyi çok isterdim. Ömür, bir çırpıda okunacak kitaplara zaman ayıracak kadar uzun değil... Edebi değeri zayıf. Kurgusunu güçlü bulmadım.  Karakterler eşit güçte. Baskın bir karakter göremedim. Eserde belli bir anlatıcı yok. Tüm karakterler konuşturuluyor. Monolog hâkim tüm metinde. Karakterlerin söyleyemedikleri cümleleri iç sesleri seslendiriyor. Genelde karamsarlık hâkim. Bir bayan yazar olarak erkek karakter canlandırmak kolay değildir hele ki aynı eserde üç, dört, beş erkek karakter yaratıp konuşturmak bir bayan yazar olarak oldukça emek ister. İdda ister. Metnin fikir cümlesi "Herkes her şeyi bilecek olsa oturduğumuz evlerde, mahallelerde duramayız. Herkes bir şeyler saklıyor işte." Emin-Hülya / Ethem-Nurten /  Ekrem- Sevgi / Kâzım- Mürüvvet/ Baş karakterlerdir. Çiğdem, Rıfat Hoca, Ragıp yan karakterdir. Tüm karakterler hayatlarını başkası için yaşamış, iyimser ya da kötümser bir şekilde mahalle baskısıyla susmuş, susturulmuş, mutsuz kişilerdir. İnsanın iki korkusu  vardır hayatta. Bir, hayallerine ulaşamadığındaki korkusu, iki hayallerine ulaştığında şimdi ne yapacağım korkusu. İnsan, sınırsızı isteyen fakat sınırlı olanı yapabilen varlıktır. Dışarıda hangi iddiayı söylersek söyleyelim içimizde daha büyüğü vardır ve içimizdeki iddianın büyüklüğü tabaka tabaka gün yüzüne çıkar. Bu, yaşamımızdaki muvaffakiyetlerin sebebidir, sonucudur.  Hayallerimiz gitgide genişler. Özünde o büyük şeyler içimizde vardır. Pek çok insan ilk hedeflediği yere çoktan varmıştır. Tahmin ettiğinden önce varmıştır hatta. Ardından farklı farklı hayaller ortaya çıkmıştır. Asıl büyük hedef içimizde saklıdır. Bu amaç fırsat buldukça ortaya çıkar. Bulamadığında hayallere ve iç konuşmalara saparak saklanır. Bizi hayallere zorlayan şey
Edebiyat-Düşünce
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,2bin okunma
Reklam
A'mak-ı Hayal
Puan vermedi
Â'mâk-ı Hayâl (Hayalin derinlikleri, hayal pınarları) Peygamberimiz "Ya Rabbi eşyanın hakikatini bana göster." diye dua etmiştir. Filibeli Ahmed Hilmi, Birkaç Söz kısmında “Hikmet” adını verdiği önce haftalık daha sonra günlük yayımladığı gazeteden bahseder. Bu sebeple önce “Hikmet” tanımı yapmak istiyorum. Hikmet; bize açılan bir kitap bir bilgidir. Hikmet; veri tabanıdır. İnsanın var olanı karşısına alıp ondan okuduğunda orada görünmeyen bir şeyi açıklama çabasının sonucu olarak, yeni bir bilgi üretmenin kaynaklık etmesi insanın hikmetidir ve kime böyle bir güç verdiyse kendisine iyilikte bulunulmuştur. Hikmet; verdiğimiz kararda tam isabet etmektir. Doktorun doğru teşhis etmesi, tam isabettir. Davalı-davacı arasında adaleti sağlamaktır. Hikmet; bir varlığı yok olsun diye değil sonsuza kadar var olsun diye yapmaktır. Kişinin içindeki ölümsüzlük duygusu da bununla örtüşür. Sebepsiz bir eylem yoktur. Hikmet; bir anlayış bir yorumlama gücüdür. (Allah'ın hikmetinden sual olunur.) Â'mâk-ı Hayâl, Fantastik dünyasının içinde asılı çok gerçekçi bir hikâyedir. İnsanın kendini bulma yolculuğudur. Hayatta hep “Aynalı Baba”lar vardır. Yeter ki siz fırsatları bulun ve değerlendirin, yolculuğa hazır olun, gerçeklerle yüzleşmeye ve yaşamaya cesaretiniz olsun. Â'mâk-ı Hayâl, başucu kitabınız olabilir. Her zaman ihtiyacınız olan, canınız sıkıldığında ya da mutlu olduğunuzda açıp okuyabileceğiniz bir eser. Raci ve Aynalı Baba’nın yolculuğu, Hz Musa ve Hızır'ın yolculuğu gibidir. Görünenin bir de arka yüzü vardır, görülmeyen. Mühim olan bunu keşfetmektir. Hem ilmi hem felsefi hem de coğrafi bir donanım vardır kitapta. Kur'an ilmi ve tasavvuf bilgileri mevcuttur. Aynı Mevlana'nın Şems’i gibi Raci'nin de Aynalı Baba’sı vardır. Yani ona yol gösteren bir Meczup. Â'mâk-ı Hayâl, mezarlık
A’mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kapra Yayıncılık · 202122,3bin okunma
Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi
KÜRK MANTOLU MADONNA Hakikat gazetesinin sahibi Cemal Hakkı Bey, Sabahattin Ali’den “politikaya bulaşmayan” bir aşk romanı yazmasını ister. 2010 yılından sonra çok okunmaya başlar. Sosyal medya bunun büyük etkisidir. Madonna: Hanımefendi demektir. 40.000 kelimeden fazla olan her eser roman olarak tanımlanır. Kürk Mantolu Madonna ilk tefrika edildiğinde “Büyük Hikâye” başlığıyla yayımlanmıştır. 818 aralık 1940- 8 şubat 1941) Konu itibariyle romandır. (Olmuş ya da olabilir nitelikteki olayları ve konuları ele alan edebî türlere roman denir.) Kürk Mantolu Madonna 1943 yılında Remzi Kitabevi’nden çıkan bir aşk hikâyesidir. Sık sık ruh çözümlemelerine yer verilir. KARAKTERLER: Anlatıcı: İlk hikâyede objektife bakış açısıyla olaylara bakar. Hamdi: Zavallı ve zalim Raif Efendi:  (raif; nazik, şefkatli, sevecen, iyi huylu" veya "sempatik, merhametli anlamındadır) Edebiyata ve okumaya meraklı ve bir o kadar da çevresine alışamamış, kopuk, kayıtsız, uyuşmayan, insanlarla ilişki kurmayan, kendi iç dünyasına çekilmiş bir kişiliktir. Ruhunu içine saklamış bir karakter. Mücadeleci değil, bırakıp kaçan bir kişiliktir. Kadınlardan da kaçar. Tereddütlüdür. Kendinden hiçbir zaman emin olamaz. Yalnızdır. Sanata tutkundur. Yaşamdan sürgün edilmiş gibidir. Lüzumsuz biri gibi hisseder kendini. Aslında, görmeyi öğreten, görünmez adamdır o. Maria Puder: Ressam ve bir müzisyen. Erkekleri sevmeyen ve güçsüz kadınlara da öfkeli. Erkeklere güvenmez. Cesur ve açık sözlüdür. Yalnızdır. Sanata tutkundur. Sabun Metaforu: II. Dünya Savaşı'nda Hitler'in, Polonya'da, nazi toplama kamplarında, kurban cesetlerinden sabun yapmasına bir göndermedir. En güzel sabun yapma tekniğini öğrenmek icin Almanya 'ya gider Raif Efendi. Zaman: Sanayii Nefise Mektebi’ne gitmek isteyen Raif Efendi (s, 48) Havran’ın
Edebiyat-Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
7/10
·152 syf.·
2025 84. kitabı
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç 1. Bölüm: Deyimler sözlüğü gibi ve bir tiyatro sahnesini andırıyor. Basit bir konuşma dili olmasına rağmen, mahalle ağzında farkında olmadan ne çok deyim kullanılıyormuş meğer. Bakkalın kullandığı ağız meselâ, dikkat çekiyor. Ayrıca mahalle kültürünü, kadınlar üzerinden gösteriyor. 2. Bölüm: "Sade" kelimesini açarken 1. Bölüm'e atıfta bulunuyor bence. "Sizin sade, basit, anlaşılır olarak gördüğümüz o dil, aslında kültürümüzün zenginliğidir" demek isteniyor. İrfan'ın tanımı da bu bölümde karşımıza çıkıyor. Kadın düşmanı bir baş karakter. 3. Bölüm: Feza'nın tarifi var bu bölümde.  İrfan, mahallenin kadınlarına fezayı tarif ediyor. 4. Bölüm: Kuyrukluyıldızın, Avrupa ve ülkemizdeki insanlar üzerinde bıraktığı duygu ve düşünceleri irdeliyor. Ve İrfan'ın rüyaları başlıyor. 5. Bölüm: İrfan'ın mahalle kadınlarına yaptığı konferanslar, uygulamalı anlatımla devam ediyor.  6. Bölüm: Mektuplaşmalar başlıyor. Kadın düşmanı İrfan Galip ve erkek düşmanı Feriha Davud'un mektuplaşmaları.  7. Bölüm: Helalleşmelere yer veriliyor. Rum, Ermeni, Türk uyruklu komşular, kuyrukluyıldızın çarpmasından korktukları için birbiriyle helalleşiyorlar. Büyük devlet olmak her türlü ırk ve din ve her türlü maddi- manevi farklılıklarıyla halkın bir arada huzurla, dostça ve kanunlar önünde eşit yaşamasıyla olmaktadır. Diğer bölümlerde; içeriğinde fizik, kimya, matematik bilimlerini ve müzik, resim, edebiyat gibi sanatları da içeren konuşmalarla geçen birkaç mektup daha yer almaktadır. Ve en sonunda, kuyrukluyıldızın görüleceği gece İrfan ve Ferha'nın izdivacı gerçekleşir. Masal tadında bir sonla biter roman. İrfan Galip: Zengin bir ailenin oğludur. Batı eğitimi almıştır. Bilimle ilgili, zamandan farklı düşünen ve bir kadın düşmanıdır. Bunun sebebi, yolda takip ettiği
Edebiyat
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Aylak Adam
10/10
·192 syf.·
2018 75. kitabı
Yusuf Atılgan, yaşamının çoğunu Hacırahmanlı köyünde geçirmiş fakat bir "köy edebiyatçısı" olmamıştır. Aylak Adam'da oldukça fazla İstanbul semt ve mahalle ismi kullanmıştır. Böyle büyük bir şehirde yalnız bir "kişioğlu" nu betimlerken, "Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek,  hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlar." (s, 130) diyerek özetle yalnızlığı anlatmıştır. Atılgan, Aylak Adam'a "Mufassal kıssa başlarsın, garip efsane söylersin" diye başlamıştır. Çünkü o güne kadar hem içerik hem yapısal olarak yazılan romanların çok dışında bir metindir bu. Varuşçuluk çizgisinde, bilinç akışı, iç monolog, günlük, mektup gibi teknikler ve bu eksende, parantez ve tire işaretleriyle ara cümleleri sıkça kullanılmıştır. Aylak Adam'ın baş karakteri ve roman kahramanı olan C'yi bir "antikahraman" olarak da niteleyebiliriz. Nasıl insanlar evlenip, çocuk yapıp, okutup, iş sahibi yapıp, evlendirip, yine çocuk yapsın, okutsun gibi hep aynı tekdüzelikte yaşıyorlarsa, yalnızlık, aylaklık da aynı şekilde tekerrür eden, sıkıcı bir durumdur. C, babasından kalan miras sayesinde aylaklık yapabilmektedir. Babasına olumsuz duygularla yaklaşan C, yine babasına benzer karakter yapısındadır. C, bilinçaltında annesinin şefkatini, sevgisini özler ve bunu sık sık tekrarladığı "mavi" meteforuyla pekiştirir. C'nin hayatında terziler de önemlidir. (Yusuf Atılgan'ın Manisa'da en samimi arkadaşının bir terzi olduğunu onu tanıyan bir kişinin anılarından dinlemiştim.) C, sinamayı ve kütüphaneleri -aynı Atılgan gibi- sevmektedir. Bu, kalabalıklar içinde yalnız, çıkarsız, insanlarla mecburi barışık olmayı simgeler.  "Mavi" gibi "Bıyık" metaforu da sıkça kullanılmış, bu da babası ve kavga ettiği terziler aracılığıyla olumsuz duyguları temsil etmektedir. "Tutunacak
İnceleme
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Reklam