Ancak bilincim gerçeklikten büsbütün farklı bir zaman diliminde yaşıyor, daha ziyade zamanın büsbütün dışında kalıyordu; zira bu uçsuz bucaksız akış çerçevesinde dünyanın ebediyeti ve hayatımın hiçliği gitgide daha görünür, hatta neredeyse elle tutulur hale geliyordu.