Çavdar Tarlasındaki Çocuklar, tam anlamıyla içine çekiyor insanı. Holden'ın hikayesi, beni o kadar sürükledi ki, sayfalar arasında kaybolmamak elde değil. Kitap, genç bir adamın içsel karmaşasını ve dünyaya bakışını anlatıyor. Holden'ın çatışmaları, belki de hepimizin içinde bir yerlerde var olan gençlik çalkantılarına dokunuyor.
Salinger'ın yazımı, sanki Holden'ın düşüncelerini doğrudan kendi aklımdan alıyor gibi. Diyaloglar öyle canlı ki, karakterler sanki gerçek hayattan alınmış gibi.
"Çavdar Tarlasındaki Çocuklar", sadece bir hikaye değil, aynı zamanda gençlik ve büyüme üzerine düşündüren bir yolculuktu benim için.