İran halkı, aslında Batıya İslâm dünyasına olduğundan çok daha yakın ve meyilli. Derinlerde adeta bir aşk-nefret ilişkisi yaşanıyor. İranlılar için Batı cephesi, sürekli dayağını yediği ama meftûnu olmaktan da kendini kurtaramadığı platonik bir mahbub gibi...
Arap dünyasında kitleleri sürükleyebilecek ve tek bir hedefe odaklayabilecek güçlü bir ideoloji yok. ABD ve Batı ile müttefik rejimlerin haklarına uyguladığı baskılar, bu dağınıklığı daha da içinden çıkılmaz hale getirirken, ülkeler arasındaki bitmez tükenmez rekabet ve düşmanlıklar da, tablodaki karanlık tonu koyulaştırıyor.
"İran İslam Devrimi" Arap dünyasının kelimenin tam anlamıyla paramparça edildiği bir zamana denk gelmişti. Birçok alanda var olan muazzam boşluklar, bu sayede İran tarafından kolaylıkla dolduruldu. Yaşanan bazı olaylarda İran'ın yeni yönetimine Müslüman dünya nezdinde kendini ispatlama ve tanıtma fırsatı sundu.