Rivayete göre, 47 metre yükseklikteki minarenin önüne gelen Cengiz Han, en tepeye kadar bakmak üzere başını kaldırınca, börkünü yere düşürmüş. Bunun üzerine, başından börkünü çıkaran bu abideyi 'bağışlamaya karar vermiş.
Arapçayı oldukça fasih bir lehçeyle konuşan Kurtuba halkı, dillerini Hıristiyanların da öğrenmesine ön ayak olmuştu. O dönemde Arapça o kadar yaygın ve baskın konumdaydı ki, Avrupa'nın birçok bölgesinden Arapça öğrenmek için Kurtuba'ya gelmek oldukça sıradan bir işti. Hıristiyan din adamları, gençlerinin Arap özentisinden kurtulamadığından, kendi dinî ve kültürel metinleriyle ilgilenmek yerine Arap şiiri ezberlemekle uğraştıklarından şikâyet ediyordu. Avrupalı gençler, Araplar gibi giyinmek, günlük hayatta sarık ve cübbe kullanmak, Arap geleneklerini taklit etmek gibi konularda açık bir özenti saplantısı içindeydi. Avrupalıların Endülüslü âlimlerde görüp benimsediği sarık-cübbe, zamanla Avrupa akademi ve hukuk çevrelerinde de kullanılmaya başlamıştı. Hatta bugün akademisyenlerimizin ve hukukçularımızın giydiği cübbelerin kaynağı da, tam olarak burasıydı.