Kapağını şimdi kapattım. Son sayfası elim de kayıp gitti.
"Hayat, birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yaklaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu. Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değildi ve sadece hatıralar, iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi."
Bu cümlenin bıraktığı etkiyle ve sen neymişsin be Sabahattin Ali, ne yaşamış olabilirsin ki diyerek sayfaları birer birer geçişim. Bazen düşünüyorum da Sabahattin Ali'nin aklından geçenler, bedenen var olurken, ruhen yok oluşu, sorgulayışı, acısı, ve hatta son nefesindeki ölümü dahi imkansız gibi geliyor. Ama gerçek.
Çok güzel bir kitap, meşhur 'MADONNA'mız Maria'dan ibaret olmayan bir acılar öyküsünün bir parçası olduğunu, ve tüm gerçekliğiyle gösteriyor bu eserde.
Kapağı kapattığınız zaman bir nefes alacaksınız, ardından şu sözler dökülecek "Senle birlikte ben de bittim be Kuyucaklı Yusuf!"
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Ataç Yayınları · 2019210,7bin okunma
"Senin sorunun, genç dostum, çok fazla düşünüyor olman" dedi.
Aslım da gayet hoş bir kitap. Tabiki hoşnutluk derecesi de göreceli lakin yaklaşık 15 hikayeden oluşan bu kitapta yer yer kendinizi buluyor ve sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Kişisel zevk anlayışına hitap eder mi o da kişiye kalmış.
Eşiyle beraber kaleme aldığı bu kitapta psikoloji kariyeri içerisinde yer yer çok ender vakalarını, yer yer de durumun çok ama çok ilginçleşeceği hastaların hikayelerini bir nevi dinlemiş olacaksınız.
Okumayın. Zweig'a saygımdan 4 verdim yoksa o bile fazla. Tamam kabul ara ara saygı duyulacak ruhsal çözümlemeler vardı ama bir türlü kitapta kendini bulamıyorsun.