Beni hiç anlamadın,
Anlamayacaksın.
Aslında o kadar da farklı değildik,
Farklı bakıyoruz sadece,
Farklı düşünüyoruz.
Senin sözde doğruların var;
Benim kalpte yanlışlarım.
Senin gitmeyen korkuların var;
Benim bitmeyen duygularım.
Senin uzun uzun kahvaltıların var;
Benimse yetmeyen uykularım.
Sen, bir ömür sonrasında yaşıyorsun;
Ben bir saat öncesinde.
Sen hayata koşuyorsun,
Ben hayatın gölgesinde.
-Hacı Ahmet Çabuk-
Henüz kendinizi aramamıştınız: bu sırada beni buldunuz. Şimdi beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı istiyorum sizden; ve ancak hepiniz beni yadsıdığınızda yeniden döneceğim aranıza...
İyimserin de kötümser kadar dekadan olduğunu, belki daha zararlı olduğunu ilk kavrayan Zerdüşt, diyor ki: İyi insanlar asla hakikati söylemezler. Yanlış kıyılar, yanlış güvenli kuytular öğretti size iyiler; iyilerin yalanlarında doğdunuz ve saklandınız. Her şey iyiler tarafından tepeden tırnağa yalana bulanmış, çarpıtılmıştır.
Bedenin, yani yaşamın kendini korumasının, gücünü artırmasının ciddiyeti saptırılırsa; kansızlıktan bir ideal, bedenin hor görülmesinden "ruhun selameti" inşa edilirse, bir dekadans reçetesinden başka nedir ki bu?