Diyelim ki sokağa çıktınız ve gözleriniz, yoldan geçen birinin bakışlarıyla karşılaştı. Bu bakış sizi rahatsız etti. İçinizde garip bir huzursuzluk yarattı. Ruhsal olarak sizi etkiledi, sizi belli bir havaya soktu.
Şimdi, böyle bir karşılaşmanın bütün koşulları aynen yeniden yaratılsa, oyuncular aynı şekilde giydirilse ve olayın geçtiği mekan aynen canlandırılsa dahi siz, gene de bu çekimin sonunda o an yaşadığınız duygularınızın hiçbirini bulamazsınız. Çünkü böyle bir çekimde, o yabancının bakışlarına özel bir anlam katan, kendi ruhsal konumunuzu açıklığa kavuşturacak psikolojik ön koşullar göz ardı edilmiştir.
Yok eğer, bu yabancının bakışının seyirci üzerinde de bizdeki gibi bir etki yaratması isteniyorsa, o zaman bizim asıl karşılaşmamıza benzer bir ortamın seyirci için de yaratılması gerekir.