Bu kitap okuduğum ikinci tiyatro türünde ki eserdi. İlk okuduğum kitaptan sonra (Romeo ve Juliet
૮꒰◞ ˕ ◟ ྀི꒱ა) ki okuyamadığım desem daha doğru olur “acaba ben tiyatro türünde ki kitaplardan anlamıyor muyum?” Diye düşünüp bu türe karşı minicik bir korku oluşturmuştum içimde. Bu yüzden kitabı alırken birazcık korkarak almıştım. Fakat düşüncelerimin aksine sade ve akıcı bir anlatıma sahipti sadece bazen o an söylenen bir cümleyi okuduğum anda değil de devam ettikçe ve olaylarla bağdaştırdıkça anladım. Fakat bu garip bir şekilde kitabın evrenine ona özgü bir hava oluşturuyordu. Bu durumda fazlasıyla hoşuma gitti.
Onun dışında kitabı okurken aslında içten içe neler olabileceğini düşünebiliyorsunuz fakat tam olarak nasıl gerçekleşeceğini bilemiyorsunuz bu durum ise merakla okumaya devam etmenizi sağlıyor. Kitap aslında sevginin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu anlatıyor. Sevginin neleri iyileştirebileceğini, belki de bir kurtuluş yolu olduğunu.. Özellikle robotların üretiminin neleri doğurabileceğine değinilen bir kitabın Sevgi, aşk kavramlarına bağlanacağını hiç düşünmemiştim. Ayrıca o kadar güzel bir noktada bağlanmıştı ki, çaresizlikten ibaret olan düşüncelere bir yara bandı olmuştu
Beni en çok etkileyen nokta ise aslında robotların bu dünyayı yok etme düşüncesinin günümüzde olduğu kadar 1921 yılında(kitabın yazım yılı) dahi var olması. Aslında çok eskiden beri var olan bir düşünceymiş ve senelerdir hiç yok olmadan varlığını sürdürmeye devam etmiş.( Bu açıdan düşününce ise bu durum birazcık beni ürkütmüş olabilir ૮꒰ ྀི >⸝⸝⸝< ྀི꒱ა)
Her şey bir yana ama o kadar güzel bir kurguydu ki bahsettiğim şeylerin yanında aslında daha derinlemesine konuşulabilecek sahnelerde var fakat orası artık tamamen spoilera girdiği için incelememi burada bitiriyorum. Bu kitabı hem