Tam bir Amin Maalouf kitabı…
Yolculuk romanları ve de özellikle eski dönemde geçen yolculuk romanları deyince aklıma bir Noah Gordon (Hekim romanı) bir de Amin Maalouf geliyor. Bu işi hakkını vererek yapmayı gerçekten çok iyi biliyorlar.
Kitap başlangıcındaki bilgiler nedeniyle biraz durağan başlıyor ama sonrasında yolculukla birlikte siz de oradan oraya, coğrafyadan coğrafyaya, maceradan maceraya koşuyorsunuz. Tabii ki bunu yapan Amin Maalouf olunca bu yolculuk size beraberinde bir sürü tarihi kişilik ve bilgi getiriyor. Yazar, kendi bilgi ve kültür birikimini her sayfaya nakış nakış işlemiş yine anlayacağız. Bir Papa’nın yanında bir Sultan Süleyman’ın yanında bulacaksınız kendinizi. Bu konulara ilginiz varsa keyif alacağınız bir okuma olur.
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,3bin okunma
Huzur Tanpınar’da.
Murat Menteş okumayı gerçekten özlemişim. Tarzıyla, üslubuyla, diliyle, kahramanlarına verdiği isimlerle gerçekten çok farklı bir tarzı var. Ve tarzı farklı bu yazarımız; bu sefer Tanpınar hakkında bir roman yazmak istemiş hem de daha çok yeni.
Tanpınar’ı almış romanın başkahramanı yapmış, onu romanlarından güzel bölümlerle, hayat hakkında, roman sanatı hakkında, insan ve toplum hakkında güzel güzel konuşturmuş; yetmemiş onu bir cinayetin tam ortasına bırakmış ve bir de cinayeti ona yıkmış. Zavallı Tanpınar da içine düştüğü bu cendereyi çözmeye çalışıyor. Ben romanı okurken kendim asla böyle bir şeye kalkışmadım, zira söz konusu yazar Murat Menteş ise ondan her şeyi beklemek lazım. Mesela ispritizma cemiyetlerine ufak bir gönderme gibi. Ama merak etmeyin Tanpınar tüm olayları ders verdiği edebiyat kürsüsünde bir bir tatlıya bağlıyor ve de “huzur”unu yeniden sağlıyor.