Yılın ilk kitabı, ilk incelemesi.
Aynı zamanda ilk Vedat Türkali okuması oldu benim için. Kitap her ne kadar kalınlığı ile korkutsa da genel olarak akıcı demek daha doğru olur. Sadece iç monolog ve bilinç akışını fazlaca okumayı sevmiyorsanız bazen sıkabilir bu durum sizi çünkü kitap Kenan ve Günsel’in iç konuşmaları ve yer yer de birbirleriyle ve de diğer insanlarla konuşmaları şeklinde ilerliyor.
Konu olarak 1950’lerin Türkiye’si ve de darbe öncesi yaşananlar diyebiliriz. Ve buradan yola çıkarak da bir aydın-burjuva ikileminde ilerleyen, onların kendilerine ve topluma ayak uydurmaya çalışmasını anlatan bir eser. Özetlemek gerekirse genel olarak akıcı bir üslubu vardı, dönemi gayet sade bir şekilde aktardığını düşünüyorum; o yüzden şans verilebilecek bir kitap tabii bu konulara ilginiz var ise.
Dipnot: Kenan’dan hem nefret edecek hem de ona üzüleceksiniz.