Heidegger güzeli açıkça estetik hazzın ötesinde bir hakikat fenomeni olarak kavramaktadır: "Hakikat, varlığın hakikatidir. Güzellik bu hakikat ile beraber gelmez. Hakikatin kendisi işin içinde olduğunda, güzellik belirir. İşin içindeki bu varlığın hakikati ve işin kendisi olarak beliren şey güzelliktir. Dolayısıyla güzel, hakikatin kendisinin ortaya çıkışına/hadisesine aittir. Güzel sadece hazza nispeten var olmaz, sadece objesi olarak var olur."
Platoncu güzellik teorisinin hususiyeti, kişinin güzele karşı pasif ve tüketici davranmaması, bilakis aktif ve üretici olmasıdır. Güzelin karşısında iken ruh güzel şeyler ortaya çıkarmaya yönelir.
Sanatın vazifesi dolayısıyla ötekini kurtarmaktır. Güzeli kurtarmak, ötekini kurtarmaktır. Sanat "(ötekinin) mevcudiyetinin sabitleştirilmesine karşı çıkması" aracılığıyla ötekini kurtarır.Tamamıyla öteki olarak güzel zamanın şiddetini kaldırır.
Günümüzde güzelin krizi, güzelin kendi mevcudiyetine, kullanım ve tüketim değerine indirgenmesinden kaynaklanmaktadır. Tüketim, ötekini yok eder. Sanatın güzeli tüketime karşı direniştir.