*Nasıl oluyor da, kolsuz ve bacaksız doğan insanlardan faydalanmayı akıllarından bile geçirmeyen dürüst ve duyarlı kişiler, düşük bir zeka düzeyiyle doğanları istismar etmekte bir mahsur görmezler?
Dünyayı anlamaya algısı yetmeyen, sevgiye, şefkate ve ilgiye aç bir çocuk Charlie. Yaşı beş olsa da çocuk, otuz iki olsa da çocuk o hem de en masumundan. Annesinin normal bir çocuk olmadığı için sevmediği, kız kardeşinin nefret ettiği babasının koruyamadığı bir çocuk. Annesinin bile sevmediği bir çocuğu başkaları nasıl sever diye düşündüren bir hikaye. Bütün zor şartlara rağmen ayakta durmaya, ekmeğini kazanmaya çalışan Charlie bir de empati kuramayan, zekası olan ama kullanamayan, vicdanı olmayan, düşük ahlaklı insanların istismarına uğruyor. Ona açılan yeni bir pencerede hayatın gerçeklerini gören Charlie artık hayatı anlamlandırabiliyor, gerçeklerle yüzleşip saf kötülüğü öğreniyor ama bunun karşılığında masum gülüşünü kaybediyor…
Gerçek arkadaşlığı Algernon’da bulan ve onu çiçeklerle ödüllendiren Charlie’nin hüzünlü hikayesi beni ağlattı. Son dönemlerde okuduğum en iyi kitap olduğunu düşünüyor ve yürekten tavsiye ediyorum.
* "Ben de, ama sen eskiden sahip olduğun bir şeyi kaybettin. Senin bir gülümsemen vardı..."
* Bir kez daha, biliyorum ki kabuğumu kırıp o kutsal ışığa kavuşacağım. Ama bu benim dayanabileceğimden fazla. Şimdiye kadar bilmediğim türde bir acı çekiyorum.