"İnsanların birbirlerini aramaları, bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak suretle lazım olmadığını, neden bazı şairlerin boyuna, tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan girecek birilerini aradıklarını anladım."
"bir kere kendisini, büyük bir itimatla, pek yüksek makamlara layık görüyor Ve bilip bilmediği her vadide olur olmaz fikirler yürütmek, istisnasız herkesi istihfaf etmek suretiyle etrafındakileri kıymetine inandırıyordu."
"Şimdi onun sarsılmaz sükunetini, insanlar ile münasebetlerinde ki garip çekingenliğini gayet iyi anlıyordum. Etrafını bu kadar iyi tanıyan karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mıydı? Böyle bir adam, önünde bütün küçüklüğü ile çırpınan birine karşı taş gibi durmaktan başka ne yapabilirdi? Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hâdiselerin anlaşılamadık, beklenmedik taraflarındandır. Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanın sarsmak mümkün müdür?"