İsa'nın bir sözü var, diyor ki: 'sende olanın en iyisini dostuna ver' ben bunu okumadan önce babamdan işittim. babam da şöyle derdi: 'evladım, bir dilim ekmeğin varsa yanık olmayan daha iyi pişmiş tarafını arkadaşına ver, muhtaç olana ver.' asalet budur.
dağın pulat yüreğine işledim,
şimşeğin masmavi usturasına,
sevdanı usul-usul,
sevdanı mısra-mısra,
lo ben seni hapislerde sevmişim,
ben seni sürgünlerde,
yurdum benim şahdamarım.
dışarıdaki durum ise şöyle: Amerikan, Hollanda şirketleri Dicle'den sürekli kum çekiyorlar. O güzelim bahçeleri tarumar ediyorlar. oralar hap meyve bahçeleriydi, kayısı, dut, gül bahçeleriydi.Dicle'den kum çekiyorlardı havaalanı yapmak için, askeri tesisler yapmak için. işte benim, 'yarin bahçesi tarumar' dediğim o günler.