gogol'un paltosu

gogol'un paltosu
67 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·64 syf.··
2020 42. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2020 11:18
stefan zweig'ın amok koşucusu ile sabahattin ali'nin kürk mantolu madonna'sı arasında beraber bir okuma deneyelim: amok koşucusundaki doktorun aşağıdaki cümleleri güçlü bir anlatma ihtiyacı ifade ediyor: -.. her şeyi içine atmak insanı boğuyor neredeyse.. -size bir şey anlatmak istiyorum....ama çok berbat bir ruhsal durumdayım, öyle bir duruma geldim ki mutlaka biriyle konuşmalıyım... yoksa mahvolurum... bu suskunluk beni hasta etti... -benimle konuşmanızı istiyorum sizden, çünkü bu suskunluğum beni öldürecek... kürk mantolu madonna'nın raif efendi'sinde de benzer ihtiyaç şu cümlelerle günlüğüne dökülmüş: -Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: Her şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek, bir şeyler, birçok şeyler anlatmak istiyorum -Yalnız söyleyebilsem... Bir kişiye olsun içimdekileri dökebilsem... -Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir? 2 romanda da karakterler içini dökme konusunda yoğun bir dürtüye sahip. sait faik'in deyimiyle 'yazmasam çıldıracaktım' noktasındalar. 'bunlar da mı insan?' kitabında Primo levi'nin sözlerine bağlayalım: "Diğerleri"ne anlatma, "diğerleri"ni dahil etme ihtiyacı, .....diğer dürtülerle yarışacak denli baskın ve şiddetli bir dürtü olarak kendini gösterdi: kitap, bu ihtiyacı giderme amacıyla yazıldı.' ahmed arif'in ' seni anlatabilmek seni' dizelerindeki anlatma dürtüsü, oğuz atay'ın 'tutunamayanı turgutun selimi anlatma çabasıyla devam ediyor. kiminde aşk acısı, kiminde toplumun ya da sistemin dışlayışına maruz kalma ya da auschwitz'e kurban olma -bir ŞEY'in acısını duyurma duygusu olarak roman ve şiirde önemli bir yer tutuyor. bu ŞEY'in anlatılır olma çıkmazı da ayrı bir konu. araba sevdası'nın bihruz beyi türkçeyi yetersiz
Amok KoşucusuStefan Zweig · Puslu Yayıncılık · 2020134,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·163 syf.··
2020 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2020 21:11
SPOİLER İÇERİR- Malum bir dönem bir tv kanalında kitabın ismindeki Madonna ile şarkıcı Madonna arasında karışıklık yaşanmıştı. Bu nedenle kitabın isminde geçen 'madonna'yı basitçe açıklayalım: 1- Madonna: Resim ve heykel sanatlarında Meryem Ana’nın Bebek Hz. İsa ile birlikte tasvir edilmesine denir. 2- romanın ana karakteri raif efendi, almanya'da bir resim sergisinde “kürk mantolu bir kadın portresi” görür. portredeki kadın- Andreas del Sarto'nun- “Madonna delle Ar pie” adlı tablosundaki Meryem Ana tasvirine çok benzemektedir. Kürk Mantolu Madonna önce Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940/8 Şubat 1941 tarihleri arasında 48 sayı tefrika edilmiştir. Sonra 1943 ' te kitap halinde birinci basımı, 1966' da ikinci, 1976'da üçüncü ve 1992'ye değin yedinci basımı yapılmıştır. Gazetede "büyük hikaye", kitabın ilk basımında "hikaye", ikinci basımında "roman" diye sunulmuştur. Arkadaşlarından Azamet Arsever'in açıkladığına göre, Sabahattin Ali romanını Hakikat gazetenin siparişi üzerine kaleme almış. Gazete ondan "siyasete karışmayan, sürükleyici bir aşk romanı" yazmasını istemiş. Hatta, roman tefrika edilirken bu yolda baskı bile yapmış. Paraya ihtiyacı olduğundan yazar sesini çıkarmamış, ama çok kızmış. Gazete parasını ödemekte güçlük çıkarınca, o da romanını kısa kesmiş. Eserin roman tarzına göre kısa kaldığı söylenebilir. Bu kısalık olayın çatı kurgusunda hissediliyor. Ana olay örgüsünü ya da kronolojisini oluşturan 3-4 basamak var . Bu olay silsilesi, ana başlıkları itibariyle eseri eski türk filmini andıran senaryolara benzetmiş. Bugünden bakılınca klişe sayılabilecek olay yerleştirmeleri var. Raif efendi (balıkesir’in küçük bir ilçesi) havran’dan berlin’e gider, maria puder’le tanışırlar, birbirlerine aşık olurlar, raif efendi babasının ölümü nedeniyle yurda dönmek
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Puan vermedi·175 syf.··
2020 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2020 13:28
kitap sonrası yorum: zamyatin'in 'biz' romanı 1924'te, huxley'in 'cesur yeni dünya'sı 1932'de yayımlandı. gelecek öngörüsü ve kehanette bulunma iddiası dönem olarak, yayımlandıkları yıl itibariyle bu iki romanın hakkı. hatta fahrenheit 451 ise 1951'de yayımlandığında orwell'ın '1984 romanı çıkalı 2 yıl olmuştu. aynı zamanda abd'de McCarthycilik yaşanmaktaydı. dönem zaten distopik zamanlardan geçmekteydi. öngörüde bulunmadan ziyade mevcudu aktaran bir roman diye bakmak daha doğru olabilir. diğerleriyle mukayese edilince kurgusal eksikleri var. iyi bir konu yakalanmış ancak kitabın tümüne tam manasıyla yayılmamış. zaten yazarın öykü olarak yayımladığı bir eserin genişletilmesiyle oluşturulmuş bir roman.öykü olarak kalsa daha iyiymiş. bunun dışında, kitapların, baskı ve sansürle yasaklanmasından önce zaten halk tarafından okunmaz hale geldiği konusu ile televizyon türevi eğlencenin hayatın merkezinde konumlanıp insan ilişkilerinde öncelik alacağı konularında değinmeleri yerinde olmuş. kitabı okuyunca aklıma şu geldi: hani kore tarzı çok iyi filmler izleriz de; bunu amerikalılar çekseydi efsane olurdu deriz ya; bu eser de üzerinde biraz çalışılsaymış daha üst sınıf olabilirmiş. bana overrated bir kitap gibi geldi. özellikle cesur yeni dünya ve 1984 gibi sınıfının zirvesi olmuş 2 roman varken eserin işi zaten zordu. 1-2 günde bitirilebilcek bir roman. distopik kurguları işleyen her eser benim için okunur kategoride. bazı bölümlerde çok ince kullanılmış sağlam cümleleri var. tavsiye olunur.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 29. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2020 15:37
77 sayfa, 1 saatte bitebilecek incelikte bir eser. Ama kitabın yazarı Stefan Zweig ve baş karakter Fatih Sultan Mehmet olunca biraz irdelemekte fayda var. Kitapta göze çarpan ilk husus Zweig’ın en büyük hayali olan birleşik Avrupa fikri aralara serpiştirilmiş. Bu konu Zweig için temel bir hedefti. 2 dünya savaşı gören yazarın diğer eserlerinde de öne çıkan Avrupa’nın birleşmesi hayali, tarihsel geçmişe taşınarak İstanbul’un fethinde de işlenmiş. ..bu büyük bazilikanın ayakta kalabilmesi ise ancak Avrupalı Hristiyan dünyası birleşip de, doğudaki bu yıkılmak üzere olan kaleyi korursa mümkün olabilecektir. (shf. 17) …bu iki kadim kilisenin barışmasını törenlerle kutlamak, bir yandan da Bizans’a saldırmak niyetinde olanların karşılarında birleşmiş bir Avrupa gücünü bulacaklarını ilan etmek için özel görevle denize açılır. (Shf 18) ….yıllar süren kanlı bir düşmanlıktan sonra, sonunda Avrupa’nın birleşmesi fikri de gerçekleşmiş gibi durmaktadır….sağduyuyla atılan bu barış düğümü, yobazların iradesiyle yeniden çözülür.. (shf.22) …kendi içindeki anlaşmazlıklara teslim olan, basit kıskançlıklarla parçalanmış bu Avrupa kendi has kültürü içinde debelendiği tehlikenin büyüklüğünü idrak edemiyor olabilir miydi? (shf.51) …tarih devamlı tekerrür eder. Avrupa kültürünü korumak için büyük güçlerin bir araya gelip birlikte hareket etmelerini gerekli kılan her durumda, Avrupa’daki prensler ve hükümetler kendi küçük kavgalarına ara verip birleşme dirayetini gösteremezler.. (shf. 52) .. Daha öncesinde yaşadıkları fikir ayrılıkları ve din tartışmaları nedeniyle bir türlü bir araya gelemeyen insanlar, son saatlerinde kentin meydanlarında toplanmaya başlarlar. Çok yazık ki dünya tarihi boyunca insanlar, ancak tehlike artık çok bariz bir hale geldiğinde birleşmeyi akıl edebilirler. (shf.
Tarih
Bizans'ın DüşüşüStefan Zweig · Kanon Kitap · 2020822 okunma
Lou Andreas-Salomé
Puan vermedi·399 syf.··
2020 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2020 02:53
çok ünlü isimlerle arkadaş, sevgili, eş olmuş bir isim salome. rilke, nietzsche, freud,ree ismine özellikle bugün için katkı yapan şair, düşünürlerden bazıları.salome’yi ön plana çıkaran bu isimler mi yoksa o’nun filozof, düşünür yanı mı sorusuna kitap net bir cevap vermiyor. kitaba başlamadan önce hakkında duyduklarıma dayanarak salome’yi sanki budala kitabının unutulmaz karakteri Nastasya Filopovna gibi hayal etmiştim. 386 sayfa sonunda böyle bir izlenimim olmadı. ünlü avcısı biri kesinlikle değil. kendi de sonuçta 8 roman, 22 öyküsü yayımlanmış bir isim. nietzsche gibi bir dahinin aşkını, ‘varisim ol’ teklifini geri çevirmiş. ‪ö‬zgürlüğüne düşkün bir isim. okul yıllarında spinoza’yı okumuş entelektüel birikimi olan, nietzsche ve freud’la fikir alışverişi yapabilecek kadar donanımlı. kitabın yazarına göre verdiği eserler ortalama düzeyde. din, tanrı, kadın, aile, cinsellik konularında fikir üretmiş, psikanalizi freud’dan öğrenmiş. hatta bu sahada hastalar kabul edip tedavi uygulamış. bazı fikirleri sıradışı, o zaman için bile toplumun genel kabullerine aykırı ilişki tarzları da olmuş. kitap ilk başları hariç ağır ilerliyor. bitirmekte zorlandım. salome’nin bu isimlerle tanışma ve ilişkisine dair kısa biyografik bilgi sahibi olduktan sonra okumakta fayda var. yüksek not vereceğim bir eser değil. salome’nin fikirleri,eserleri hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenlere göre. sonuç olarak ‪b‬azıları dahi bu kadar ünlü isimle adı kesiştiğine göre vardır bir kerameti diyerek noktalayım.
Edebiyat
Salome Yaşamı ve YapıtlarıAngela Livingstone · Ayrıntı Yayınları · 200140 okunma