İnsanın bir kendini sandığı ve tanıttığı, bir de gerçekte olan yüzü vardır. Sandığı kişi çoğunlukla özgüvenli, kararlı, duruş sahibi, zorluklar karşısında eğilip bükülmeyen irade sahibi biridir. Lakin kişi aslında böyle biri olmadığının farkındadır, bu farkındalık onu en çok gerçekten böyle biriyle tanıştığında rahatsız eder. Kendi iki yüzlülüğünü en derinden görmüş olur ve o insana kin ve nefret besler. Çünkü o kişi onun olmayı hayal ettiği bir şeye sahiptir. İnsan, yapabileceği, ulaşabileceği hedefe hayranlık duyar fakat hedef onun için asla ulaşılamayacak bir yerdeyse kıskanmaya başlar. Günümüzdeki az sayıdaki özgün, duruş ve kişilik sahibi bireyin insan ilişkileri de bu doğrultuda ilerler.