Kalbinin derinlerinde yerleşen bir saadet hissi şimdi ona mevcut fakat erişilmez bir şey gibi görünüyor ve onun hırsını daha çok arttırıyordu. Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığın gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şekilde istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?.. Niçin? Kimin için?
Zorla bitirdiğim kitap. Kitapta o kadar çok karakter var ki akılda kalması mümkün değil, DOSTOYEVSKİ neredeyse Rusya’da yaşayan herkesi kitabın içine dahil ediyormuş. Özetlersek kimsenin masum olmadığı herkesin menfaati için her şeyi yapabileceğini anlatıyor. Özellikle kitabın yarısına yakın yerleri ve yarısı çok sıkıcı. En güzel yeri ippolit’in mektubuydu. Daha önce hiç yarıda kitap bırakmadığım için zorla okuyup bunu da yarıda bırakmadım. Çok sıkıldım.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,4bin okunma
Bütün bu Batılılık, Avrupa sevdası, fanteziden başka bir şey değil. Yabancı ülkelerde biz de yalnızca fanteziyiz. Unutmayın bu sözlerimi, kendiniz de göreceksiniz ya!..