dünyanın diğer ucuna da gitsen yanında götürdüğün bir şey var. ondan kurtulamıyorsun. bazen yolda olma hissi güzel geliyor. ama anlık bir his. çünkü gemi bir limana varacak ve gidiyor olmanın hissettirdiği hafifleme-rahatlama-kurtulma karışımı o anlamsız keyif bitecek. biteceğini biliyorsan da sahip olduğun "an" en kıymetli şey oluyor. en basit izahı kaybetme korkusuyla elindekine daha çok sarılma psikolojisi. o an anlıyorsun ki mutluluk "an"a ait. küçük bir çikolata parçasının verdiği haz, yarım kiloluk kavanozun dibini görene kadar kaşıkladığın hazla aynı değil şu hayatta. ilk öpüştüğündeki gibi çarpmıyor yüreğin uzun uzun öperken. bir film izleyip "bazen gitmek gerekir" diyorsun. işte mutluluk o "an"a ait. otobüs terminalinde içtiğin son sigaraya, kulağında umutlu melodiler, bir elinde yeni bir kitap, diğer elinde o haftanın tüm mizah dergileri camdan dağları izlediğin "an"a. mola yerinde yediğin gözlemeye. o "an" mutlusun işte. sonrası yok. çünkü vardığında anlıyorsun ki dünyanın diğer ucuna da gitsen yanında götürdüğün bir şey var.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
karı koca olamadık. gerçek dost da olamadık. bir kitapta okumuş, bir filmde izlemiş gibiyim beraberliğimizi. bir konserde dinlemiş gibiyim. severek anımsanan bir kitap bile değil.
"yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var, bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansı sunar sana. farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün... pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?"
olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. istediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. istememin nedeni ne peki? hayatımda, olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum.