Çiçeklerin rüzgârda birbirleriyle dalaşırmışcasına renk renk içiçe girişlerine, gidip gelişlerine gülümseyerek, arada bir durup öteden beri en sevdiklerimle sanki eski dostlarmış gibi selamlaşarak… Çocukça bir gezinme işte.
Deniz gören masa diye bir şey var bu hayatta. Deniz görmek demek, burada kendini iyi hissedersin demek. Burada bir mutluluğa ortak olacaksınız demek. Sadece iyi günlerde değil, bir şeyler kötü gitmeye başladığında da ihtiyaç duyduğun teselli burada bulabilirsin demek.
Huzurlu bir yer mesela. Bir ağacın altı olabilir; serin gölgesi çocuk bağırışlarıyla dolup taşan. Yaptığı çorbanın kokusunu özlediğim, eli maharetli bir akraba evi de olur; yazları gidilen o ahşap ve kerpiç kokulu köy evi. Herkesin sahip olduğu şeyler değil mi bunlar?