Şimdi, öncelikle benim bu kitaba olan beklentimi yükselten herkese saygılarımı sunuyorum, sayenizde gömülecek bir kitap çıktı. Emre Gül'ün hiçbir kitabını okumadığım için çok merak ederek bu kitabını okudum. Kısa sürede bitirdiğim ama sinirden kudurduğum, hatta kafamdan göz devirmeyi bırakıp eylemsel olarak gerçekten göz devirdiğim anlar yaşadık kendisiyle.
Kitap, Ravebelg(umarım doğru yazmisimdir) kasabasında geçiyor. Kasabada seri olarak vahşi cinayetler işleniyor, biz kitabını bi oyuncak katili dediğimiz süzme salak beyni eline akmış narsist karakterimizin ağzından, bir de Noa Dayton isimli diğer ana karakterimizin ağzından okuyoruz. Suregelen bir cinayetler serisi olurken, kasabada herkes gayet sakin, gayet duruma göre az endişeli ve unutmaya hazır. Spoilersız daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum ama, benim için güzel bir okuma değildi. Katilimiz asla zekice olmayan aptal saptal cinayetler isliyor ve ne hikmetse bir Allahın kuluna bile yakalanmıyor, bize de diyor ki, "Ah çok aptalsınız kim olduğumu bile bilemiyorsunuz ahmaklar aptallar!" Bir kere, bu gerizekalı katilimizin aklı başında insanların yaşadığı bir yerde ömrü üç günken, kasabadaki salaklar yüzünden yakalanmiyor olmasi onu asla zeki yapmiyor. Kitabin dilinden de bahsetmek istiyorum biraz. Çeviri kitaplar bile bu kitap kadar çeviri hissettirmedi ya, dublajli film gibiydi, edebi hiçbir yani yoktu. Sevilesi tek bir karakter yoktu. Ayrica katil de "Ay ne kadar sayko aman tanrim" diyelim diye yazılmış gibiydi, yazar Jeffrey Dahmer, Zodiac belgeseli izlemiş de yazmis galiba.
Spoiler!!!
Kitapta nate isimli bir karakter var kardeşi rose asiri vahsi bir bicimde öldürülüyor. Yemin ederim üç gün bile yasini tutmadi kizin, sonrasinda ise natein sevgilisi benjamin kasabadan ayriliyor nate bir hafta yasta, mantik ne