E•

E•
@Virellaa
25 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Her Şeye Yetişmek Zorunda Değiliz.
Puan vermedi·192 syf.·
2026 6. kitabı
Merhaba Bazen gerçekten hiçbir şeye yetişemiyormuşum gibi hissediyorum. Herkes bir şey bekliyor, hayat sürekli bir yerlere koşturmaya zorluyor insanı. Sürekli güçlü kalmaya çalışıyorsun, her şeyi kontrol etmeye çalışıyorsun ama bir noktadan sonra sadece yoruluyorsun. Tam da öyle bir dönemdeydim zaten. Geçen gün AVM’de dolaşırken kitabı gördüm. Aslında aklımda alacağım belirli bir kitap yoktu. Sonra bir rafta Şimdi Her Şeyle Savaşmazsın gözüme çarptı. İsmini görünce bile içimden başlığı bile okumaya yeter dedim. Çünkü insan bazen en çok da her şeyle savaşmaktan yoruluyor. Kitabı biraz inceleyince bir şans vermek istedim. Ve iyi ki vermişim. Çünkü o süreçte gerçekten zihnim çok doluydu. Her şeye yetişmeye çalışıyor, herkesi mutlu etmeye uğraşıyor ama kendimi sürekli en sona bırakıyormuşum gibi hissediyordum. Kitabı okurken özellikle insanın her şeye yetişemeyeceğini, bazen yorulmanın da normal olduğunu anlatışı çok içtendi. Çünkü biz hep güçlü kalmaya programlanmış gibiyiz ya… Kırılınca suçlu hissediyoruz. Ama bu kitap bana insan bazen savaşmayı bıraktığında kaybetmiş olmuyor, sadece kendini korumayı öğreniyor. Bitirdiğimde hayatım mucizevi şekilde değişmedi belki ama içimdeki yük biraz hafiflemiş gibiydi. Kendime karşı daha anlayışlı hissettim. Ve sanırım bazen bir kitabın insana verebileceği en güzel şey de tam olarak bu.
Her Şeyle SavaşamazsınÖzgür Bacaksız · İndigo Kitap · 2025442 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Karanlık ama gerçek
Puan vermedi·192 syf.·
2026 5. kitabı
Merhaba 1000Kitap Bu kitabı okumak bir hikaye okumaktan çok bir insanın zihninin içinde dolaşmak gibiydi.
Emil Michel Cioran
Emil Michel Cioran
öyle cümleler kurmuş ki bazen durup aynı satırı tekrar okudum. Kitap deneme/felsefe türünde ama bildiğimiz sıkıcı felsefe kitapları gibi değil bence daha çok insanın içindeki boşluğu, yorgunluğu, hayatla olan kavgasını anlatıyor gibi. Garip şekilde karanlık ama bir o kadar da samimi hissettirdi. Özellikle melankolik, sorgulayan ve altı çizilecek cümleleri seven biriyseniz çok seversiniz diye düşünüyorum. Ben kitabın içindeymişim gibi hissettim. Bence kesinlikle bir şansı hak ediyor:)
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Ev gibi görünen bir sıkışmışlık
8/10
·400 syf.·
2026 4. kitabı
Merhaba, kitabı az önce bitirdim. El Kızı’nı bir tavsiye üzerine okumaya başladım ve başta sıradan bir aile hikâyesi gibi ilerler sanmıştım ama ilerledikçe çok daha sert, rahatsız edici ve düşündürücü bir yapıya dönüştüğünü fark ettim. Nazan beni en çok sinirlendiren ama aynı zamanda en çok düşündüren karakter oldu bazı yerlerde gerçekten nasıl bu kadar sessiz kalabiliyor? hatta okurken sinirlenip kitabın içine girip onu sarsmak istedim ama sonra bunun sadece güçsüzlük değil, sürekli bastırılmanın ve yalnız bırakılmanın sonucu olduğunu da fark ettim. Hacer ise tam anlamıyla kontrolcü ve baskıcı bir karakterdi, oğluna aşırı bağlı olduğu için gelinine hayatı dar eden, “cadaloz karı” diyebileceğim bir yapısı vardı ama sadece kötü demek de eksik kalıyor çünkü davranışlarının arkasında kaybetme korkusu ve kontrol etme isteği vardı. Mazhar için ise en net düşüncem onun çok kararsız ve pasif olduğu yönünde, iyi niyetli olmasına rağmen hiçbir şeye net duruş sergileyemediği için iki taraf arasında kalıyor ve aslında fark etmeden en çok zararı o veriyor. Genel olarak kitap bana şunu düşündürdü: bazen bir evin içinde büyük kavgalar olmasa bile insanlar birbirini sessizlikle, baskıyla ve yanlış seçimlerle yavaş yavaş tüketebiliyor ve en zor tarafı da kimsenin dışarıdan bakınca bunu hemen fark etmemesi. Kısacası bu roman sadece bir aile hikâyesi değil, insanların korkuları, suskunlukları ve birbirine yaklaşma biçimleriyle nasıl bir çıkmaza sürüklenebildiğini gösteren, hem sinir bozucu hem de çok gerçekçi bir hikâye. Tavsiye ederim:)
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 3. kitabı
Merhaba , Kitap hayatın en sert tarafını bile süslemeden anlatıyor. Birkaç kadının kesişen hikâyeleri var ama aslında konu sadece onlar değil, daha çok “hayatın içindeki sıkışmışlık” hissi. Her şey çok gerçek, çok gündelik ve bir o kadar da ağır. Sanki büyük olaylar olmuyor gibi ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsun ki asıl kırılmalar içeride yaşanıyor. Kadınların kendi yollarını arayışı var burada. Ama bu arayış öyle kolay, net bir özgürleşme hikâyesi gibi değil. Daha çok çamurun içinden yürümek gibi. Kimi zaman durup nefes almak bile zor ama yine de devam ediyorlar. Kitap bunu abartmadan, dramatize etmeden veriyor. Belki de en etkileyici yanı bu. Okurken sürekli şunu düşündüm, insan bazen hayatını değiştirecek kararları büyük anlarda değil, en sessiz anlarda veriyor. Ve çoğu zaman o anların kimse farkında olmuyor. Tavsiye ederim:)
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,129 okunma
İnsan değiştiremeyeceğini bildiği için mi susar alıştığı için mi?
Puan vermedi·88 syf.·
2026 1. kitabı
Merhaba, kitabı bitirdikten sonra bir süre sadece oturup düşündüm. Hani bazı kitaplar vardır, olaylarıyla değil de bıraktığı hisle kalır sende, işte bu tam öyle bir şeydi. Başta çok sade bir hikâye gibi geliyor. Büyük olaylar yokmuş gibi, günlük hayatın içinde akıp gidiyor. Ama ilerledikçe fark ediyorsun ki aslında en büyük şeyler tam da o “küçük” görünen anların içinde saklı. Kitap bağırmıyor, hiçbir şeyi gözüne sokmuyor ama yine de içini yavaş yavaş sıkıştırıyor. Bill Furlong’un hikâyesi de böyle ilerliyor. Dışarıdan bakınca sıradan bir adam, sıradan bir hayat ama içinde taşıdığı şeyler giderek ağırlaşıyor. Bir şeyleri görüyor, hissediyor ve asıl mesele tam burada başlıyor. Susmak mı, konuşmak mı… insanın kendi içinde verdiği o sessiz savaş. Okurken en çok şunu düşündüm, insan bazı şeyleri değiştiremeyeceğini bildiği için mi susar yoksa alıştığı için mi. Kitap buna net bir cevap vermiyor ama seni o soruyla baş başa bırakıyor. Bitince büyük bir final hissi yok ama içimde garip bir ağırlık kaldı. Sanki hikâye bitmiş gibi değil de devam ediyormuş gibi. Ve en çok da şunu fark ettim, bazen en küçük kararlar insanın içinde en uzun süre kalan şey oluyor.
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,585 okunma