Beynini aşıp geçmesi gereken geniş bir düzlük gibi hissetti. Anıları, duyguları toplamak ve kâğıdın üzerine saçmak. Duyguları, dokunuşları, şefkati sözcüklere dökmek, her birine bir anlam, bir öykü katmak. Bazen günlüğüne yazarken yaptığı gibi kendini öylece bırakıverse, önünde yuvarlanan kaleminin altında kayan ve zaman zaman bir melodi gibi tınlayan cümleleri yazmaya teslim olsa. Biçimsiz, çabasız, zorlamasız yazılmış o sayfalardan birini yazsa, en basit kelimeleri, düşüncelere en az ihanet eden kelimeleri kullansa. Fazla güzel ifadeler olayların gerçekliğini gizler.
"Önemli olan, insanın yazdıkları konusunda asla sıkıntı hissetmemesi."
Virginia, yaşlarla buğulanmış bakışlarla mırıldandı: "Konuları ben seçmiyorum, zorla dayatıyorlar bana kendilerini."
Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az.