Muhammed Ubin

Muhammed Ubin
@Visalk
Mucizeler Göklerde Değil İnceliklerdedir
Muhammed henüz 20'li yaşlarında Mekke'de "El-emin" olarak nam salmıştır. Bu dönemlerde de amcası Ebu Talib ona meslek olarak ticaretle uğraşmasını öğüt verir. Ve o dönemin serveti ve iffetiyle meşhur olan ticaret hanımlarından Hatice'ye "kervanlarını tertipleyebileceğini" iletmesini ister amcası Ebu Talib, Muhammed'den. Dürüstlüğünden, ahlaki duruşundan, emin oluşundan ötürü kabul edilebileceğini söyler fakat mukaddes genç adam amcasına şöyle cevap verir: "-Güzel... Fakat ben ona başvurmadan, belki Hatice bana müracaat eder. Böylesi daha iyi olur." Bu şekilde bir karşılık verir amcasına. Aradan biraz zaman geçer ve tabii alemlere rahmet olarak gelmiş; iyiliğin, doğruluğun güzelliğin ve dipsiz sükutun vücuda bürünmüş kişiliği olan Muhammed'in dediği çıkar ve Hatice Muhammed'e müracaat eder. Gönderilen teklifi Muhammed kabul eder ve O'nun yanına, emri altına Meysere'yi verdi. Kervan yola çıkar... Tabi bu yolculukta gerçekleşen olaylar yine olağanüstü. "Mukaddes genç adam, başında bulunduğu malları muvaffakiyetle sattı; ve onlara karşılık alacağı malları alıp, yeni baştan tertiplenen kervanla beraber Mekke'ye döndü." Tabi bu yolculukta Muhammed'e eşlik eden Meysere, olağanüstü durumları noktası virgülüne kadar anlattı. Nitekim yapılan bu ticaret her seneninkinden bir misli fazla. Hatice'nin hayreti ve dikkati Muhammed'e... Aradan geçen birkaç yıl sonra Muhammed'in Hatice ile müşterek bir işi olur. Ortağı O'nun için ne diyor: "-Peygamberliğinden evvel Allah'ın Resulüyle müşterek bir işimiz vardır. Ben iş neticelenmeden bir yere gitmek zorunda kaldım. Belli başlı bir zaman içinde dönüp işi neticelendirmeye söz verdim. Fakat taahhüdüm tamamiyle aklımdan çıkmasın mı? Verdiğim sözü ancak vadesinden üç gün sonra hatırladım. Hemen buluşma yerine koştum. İleride Allah'ın
Sayfa 98 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap Gerçek Okurlar
Reklam
O
"Senato: Kureyş'in büyükleri, ancak fevkalade hallerde burada toplanırlar. Davaları neyse buralarda görüşürler, çekişirler, düşüncede yarışırlar ve sonunda muzaffer fikrin bayrağı altına girerler." Bir nevi meclis gibi düşünebiliriz. Bu arada Kureyş, bir bölge değil; İslam Peygamberi Muhammed'in mensup olduğu bir kabiledir. Uğraşılan, yapılan işler(geçim kaynakları): "İki işleri var: Ticaret, fasahat... İki yol: Para kazanmayla mana kazanma yolu... Hemen hepsi tacir... Ziraatle uğraşanlara hor gözle bakıyorlar." Fasahat: Sözün; söyleniş, mana ve ahenk itibariyle kusursuz olmasıdır. Fasahatin yüksek derecesine de belagat denir. Belagat: Fasih bir sözün yerine ve adamına göre söylenmesidir. Her beliğ söz yerine göre denmemişse, beliğ olmaz. Fasahat gibi uğraşların var olması dönemin şairane özelliğine dikkat çekmektedir(Bu ayrıntıları veriyorum ki sonraki yazacaklarıma temel olsun). Çoğu tacir ve Ebu Cehl'in annesi de tacirdir. Tabi bir yandan fasahat, belagat gibi mana barındıran işlerle uğraşanlar da ayrı.. "Mekke, 'Günlük yolu' üzerinde... Günlük şu bildiğimiz güzel kokulu nebat... Güzel koku unsurlarını Akdeniz kıyılarına aktaran yolların başlıca menzili, o..." Mekke bir transit, geçiş bölgesi. Asya ile Afrika'nın kilit noktası; Hind Okyanusuyla Kızıl Denize giden yolların düğüm merkezi olması sebebiyle ticaret yeridir. En revaçta olan iş de kervan tertiplemek. Düşünün iki-üç bin deve... Elbette ki bu develere kervan tertipleyiciler gerek. Kervanların götürdüğü mallar: Güzel koku, deri ve postlar, kuru üzüm, altın ve gümüş külçeleri. Kervanların getirdiği mallar: Yünlü ve ipekli kumaşlar, silahlar, hububat ve yağlar. Şimdiye kadar Mekke'nin maddi tablosu resmedildi. Sırada ruhi tablo var. Ve burası takdir edersiniz ki daha mühim. Ruhi Tablo Mekkelilerin
Sayfa 59 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Öksüz Değil
Amine Resule 2 aylık gebe iken Abdullah ticaret için gitmiş olduğu Medine'de hastalanır, ölür. Abdullah ölünce melekler Allah'a dedi ki: - Ya Rab, Resulün öksüz kaldı. Hitap: - Onun koruyucusu ve yardımcısı benim. Tüyler ürpertici, muazzam.
Sayfa 42 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din