"Senato:
Kureyş'in büyükleri, ancak fevkalade hallerde burada toplanırlar. Davaları neyse buralarda görüşürler, çekişirler, düşüncede yarışırlar ve sonunda muzaffer fikrin bayrağı altına girerler."
Bir nevi meclis gibi düşünebiliriz. Bu arada Kureyş, bir bölge değil; İslam Peygamberi Muhammed'in mensup olduğu bir kabiledir.
Uğraşılan, yapılan işler(geçim kaynakları):
"İki işleri var:
Ticaret, fasahat...
İki yol:
Para kazanmayla mana kazanma yolu...
Hemen hepsi tacir... Ziraatle uğraşanlara hor gözle bakıyorlar."
Fasahat: Sözün; söyleniş, mana ve ahenk itibariyle kusursuz olmasıdır.
Fasahatin yüksek derecesine de belagat denir. Belagat: Fasih bir sözün yerine ve adamına göre söylenmesidir. Her beliğ söz yerine göre denmemişse, beliğ olmaz.
Fasahat gibi uğraşların var olması dönemin şairane özelliğine dikkat çekmektedir(Bu ayrıntıları veriyorum ki sonraki yazacaklarıma temel olsun).
Çoğu tacir ve Ebu Cehl'in annesi de tacirdir.
Tabi bir yandan fasahat, belagat gibi mana barındıran işlerle uğraşanlar da ayrı..
"Mekke, 'Günlük yolu' üzerinde... Günlük şu bildiğimiz güzel kokulu nebat... Güzel koku unsurlarını Akdeniz kıyılarına aktaran yolların başlıca menzili, o..."
Mekke bir transit, geçiş bölgesi. Asya ile Afrika'nın kilit noktası; Hind Okyanusuyla Kızıl Denize giden yolların düğüm merkezi olması sebebiyle ticaret yeridir.
En revaçta olan iş de kervan tertiplemek. Düşünün iki-üç bin deve... Elbette ki bu develere kervan tertipleyiciler gerek.
Kervanların götürdüğü mallar: Güzel koku, deri ve postlar, kuru üzüm, altın ve gümüş külçeleri.
Kervanların getirdiği mallar: Yünlü ve ipekli kumaşlar, silahlar, hububat ve yağlar.
Şimdiye kadar Mekke'nin maddi tablosu resmedildi. Sırada ruhi tablo var. Ve burası takdir edersiniz ki daha mühim.
Ruhi Tablo
Mekkelilerin