visnelimon

visnelimon bir yorumu yanıtladı.
İçten olmak yetmez. Eğer sevgi iletişiminde etkili olmak istiyorsak, öncelikle eşimizin baskın sevgi dilini keşfetmek ve öğrenmek zorundayız.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Kesinlikle. En güzel şarkıyı bile, karşı tarafın anlamadığı bir dilde söylerseniz gürültüden öteye geçemezsiniz. Sevmek kadar, sevgiyi karşı tarafın kalbinin duyacağı frekanstan yaymak da önemlidir
Ne kadar yerinde bir benzetme 🍃 Aynı dili konuşabilmek sevgiyi anlaşılır kılıyor, doğru frekanstan iletilmediğinde kayboluyor
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
visnelimon bir yorumu yanıtladı.
“Aşk, evlilik romanının sadece girişidir. Romanın asıl özü, mantıklı, akılcı, iradeli, çaba gerektiren sevgidir.”
Sayfa 39·Kitabı okudu
Alıntı
Aşk kapıyı açar, ancak evi yuva yapan şey o kapıdan içeri girenlerin birbirine gösterdiği özen ve tahammüldür. Duygular rüzgardır, irade ise dümendir
Çok güzel ifade etmişsiniz İlişkiyi yaşatan; emek, sabır ve iradeyle gösterilen sevgidir. Dümende kalabilmek asıl mesele
visnelimon bir yorumu yanıtladı.
Sadece iş adamları değil tabii
“Dürüst, duygulu insanlar içtenlikle her bir şeylerini söylerler, iş adamları ise kulak kesilir, duyduklarını çıkarları yönünde kullanırlar.”
Sayfa 152·Kitabı okudu
Alıntı
Umarım kitabı okuduktan sonra psikolojin bozulmaz :)
Psikoloji bu bozulur, düzelir. Allah karaktere zeval vermesin :)
1 yanıtı göster
visnelimon bir yorumu yanıtladı.
Her şeyi hoş görmeye karar verdikten sonra, iki kere ikinin beş etmesinden bile hoşlanmak mümkündür.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Alıntı
İki kere iki beş olursa, akıl değil kalp işin içindedir.
Aslında bunu akıl ya da kalple açıklamak çok mümkün değil, hayatımızda çokça iki kere iki beşlere rastlıyoruz. George Orwell da 1984 kitabından bu konuya şöyle değiniyor; "Bak, Winston. Bazen iki kere iki beş eder. Hatta bazen üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur. Daha fazla çaba göstermelisin. Aklı başında olmak kolay değildir." Doğruyu bildiğimiz durumlarda bu bizim ya da farklı kişilerin aleyhine ciddi problemler yaratacaksa veya bu konuyu probleme dönüştürmek herhangi bir sorunu çözmeyecekse sadece huzurumuzu kaçıracaksa bazen yanlışı hoş görmek gerekebiliyor. Ve hoş görmek bizi huzurlu kılabiliyor. Bu demek değildir ki bilginin ya da eylemin yanlış olduğunu kabul ediyoruz, hayır yanlış olduğunu biliyoruz ama bunu probleme dönüştürmüyoruz.