Birini sevmek sadece güçlü bir duygu değildir; bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür. Eğer sevgi sadece bir duygu olsaydı, karşılıklı verilen sonsuza kadar sevme sözlerinin hiçbir temeli kalmazdı. Duygu geldiği gibi gider; içinde yargı ve düşünce yoksa, sonsuza kadar süreceğinden nasıl emin olabilirim?
Kişi her yaptığı işte, müzik dinlerken, kitap okurken, konuşurken, manzara seyrederken de yoğunlaşmayı öğrenmelidir. O anki faaliyet kişinin tümüyle kendini verdiği, en önemli şey olmalıdır. Bir kişi dikkatini topladıysa ne yaptığı önemsizdir; önemsiz şeyler kadar önemliler de farklı bir gerçeklik boyutu kazanırlar çünkü kişinin tüm dikkati onun üstündedir.
Bir insana salt kendi kendime yetemediğim için bağlıysam o kişi ancak bir can simidi olabilir. Aradaki bağın sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur. Mantığa aykırı görünse de yalnız kalabilme becerisi, sevme becerisinin koşuludur.