"Mutluluk" çok daha karmaşık ve kişiye özel bir kavramdır. Herkes kendi çapında mutludur. Ihtiyatlı olmayı gerektiren bir ruh halidir ve sorun da burada başlar. Kendi kendine mutlu olup olmadığını sorduğun anda, hayatının her köşesini aydınlatan o büyüyü kaybetmeye başlarsın. Bu yüzden, eski bir söz şöyle söyler: "Söylediğin gibi mutlu olmak istiyorsan lütfen karıştırma, karıştırma." Mutluluk elde etmeye çalıştığımızda ortadan kaybolur.
Hüznün belirli bir süresi vardır, bir başı ve bir sonu. Bu hüzünden çok daha bilge, çok daha farkında çıkacak ve hayatın sana sunduklarının tadını çıkarmak isteyeceksin.
Hüzünün var olma nedeni var. Önemli bir görevi var: İşlerin kötüye gidebileceğini bize gösterir.
Yaşadığın şeyler sana olumsuz duygularından arınmanı ve senin yüklerinden daha arınmış, daha özgür bir dünyaya dönmeni sağlar.
Neşeli hissettiğinizde kalbinizin derinliklerine inin.
Fark edeceksiniz ki size bu sevinci veren, daha önce üzülmenize neden olmuştu.
Üzgün olduğunuzda tekrar kalbinize dönün.
Göreceksiniz ki daha önce sevinciniz olan bir şey için ağlıyorsunuz.
Halil Cibran