Semih Oktay

Semih Oktay
En sevdiğim,,, tam puan verdiğim romanlar: 5. DOKTOR JİVAGO Boris Pasternak 4. SALAMBO Gustave Flaubert 3. ÇİNGENEM Zaharia Stancu 2. KÖR BAYKUŞ Sâdık Hidâyet 1. PARA  Pierre Rey Sırtına yıldızlar kondurdum bu kitaplardan üçünün!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
DONUK ÇAĞLAYAN
9/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
BUZ SARAYI Norveçli Yazar Tarjei Vesaas (Vesos okunur) , Türkçesi:Melih Cevdet Anday Cem Yayınevi; 1972, 190 Sayfa Tarjei Vesaas'ın (Vesos) BUZ SARAYI adlı romanını devrettim. Bu roman Norveçli Yazarımızın en sevilen eseridir sanıyorum. Roman olmasına roman ama şiir gibi bir anlatımı var, kısa cümleleri ve yalın üslubu var, tüm bunlarla Vesaas gönlümü âdeta fethetti. 190 sayfalık bu romanı iki gün içinde devrettim. Cumartesi günü Beyoğlu'ndaki Sahaflar Çarşısı'nda bulup almıştım Buz Sarayı'nı. Tomris Uyar ile yapılmış tarihî bir söyleşide okumuştum Uyar'ın bu romanı pek beğenmiş olduğunu; listeme almıştım. Türkçe'ye Melih Cevdet Anday çevirmiş ki, son derece beğendiğim bir Yazarımızdır. Daha önceki çevirileri dahil Anday'ın elinden ne çıkmış olursa olsun, okurum. BUZ SARAYI için masal tadında bir roman diyebilirim. İki küçük kızın -onbir yaşlarında- birbiriyle arkadaş olmalarının ardından yaşanılan olayları anlatıyor. Buz sarayı bu kızların yaşadığı bölgedeki bir çağlayanın üzerinde suyun donmasıyla meydana gelmiş doğal bir yapıdır... O kadar güzel ve o kadar büyüktür ki insanları içine çeker... Bu küçük kızlardan biri bu buzdan saraya gidiyor yalnız başına. Merak içinde bu buz sarayının odalarına girip çıkmaya başlıyor. Bir zaman sonra dışarıya çıkamayacak kadar yönünü, yöresini şaşırıyor. Kurgu pek basit, olaylar örgüsü çok güdük kalmış gibi görünse de romanı devredip kapağını kapattığımda çok hoş bir eser okuduğumu fark ettim. Özellikle on-onaltı yaşlarI arasındaki çocuklarımıza okutulmalı.
Buz SarayıTarjei Vesaas · Cem Yayınevi · 1972384 okunma
Dehşet Verici Rejim
Puan vermedi
BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT George Orwell; Çeviren: İngilizce aslından çeviren Nuran Akgören; Can Sanat Yayınları; 270 Sayfa Devrettim George Orwell'in BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT adlı romanını. 1903-1950 yılları arasında yaşamış, kırkyedi yaşında vefat etmiş Yazarımız; ölmeden bir yıl önce de işte bu romanı yazmış. Orwell 1949 yılında bu romanı yazdığına göre 35 yıl sonraki bir gelecekte gerçekleşebileceğini öngördüğü bir devlet rejimini kurgulamış. Okyanusya adlı hayalî ülkenin, hayalî rejiminde yöneten tek bir parti vardır ve partinin tamamı "Büyük Birader" olarak anılmaktadır. (Ben birader kelimesinin İngilizceden dilimize geçmiş olduğunu zannederdim -brother-, yanılıyormuşum: Birader kelimesinin aslı Farsça imiş.) Bu rejimde her şey devlet tarafından kontrol ediliyor. Yaşanan olaylar hemen ertesi gün devlet çıkarlarına göre değiştiriliyor; geçmiş yadsınıyor, tarih siliniyor. Devlet arşivi sürekli değiştiriliyor, yenileniyor. Bakanlıklar sadece bu işler için binlerce insan çalıştırıyorlar. Kahramanımız Winston Okyanusya'nın Doğruluk Bakanlığı'nda çalışan bu memurlardan biridir. Yaptığı işin yanlış olduğunu bilir. Bakanlığın arşivini sürekli değiştirmektir işi. Yaşananlar devlet çıkarına zarar verecekse Parti görüşleri gereğince gerçek olanı siler, yerine yenilerini yazar. Yayımlanan dergiler bile bu işleme tabidir; düzeltmeler yapıldıktan sonra derginin iptal edilmiş sayısı yeniden basılır. Rejime muhalif insanlar vardır ve bunlar kimselerin anlayamadığı bir şekilde ortadan yok olurlar. Birkaç gün içerisinde böyle bir kişinin yaşadığı bile ispat edilemeyecektir, tüm bilgileri kayıtlardan silinir. Düşünce suçlarının takibi için Düşünce Polisi vardır. Ailenin her bireyi bir diğerini ihbar etmekle ödüllendirilir... Anne ve babalarını ihbar eden çocuklar vardır ve
Bin Dokuz Yüz Seksen DörtGeorge Orwell · Can Yayınları · 2001200,3bin okunma
9/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2024 167. kitabı
NOTRE-DAME'IN KAMBURU Roman; Victor Hugo Benim okuduğum kitap Altın Kalem Yayınlarının 1970 yılında basılmış bir nüshası idi. Çeviriyi Nesrin Altınova yapmıştı ve Notre-Dame de Paris başlığı taşıyordu. (05.01.2006 23:31) Romanın kahramanı Notre-Dame Kilisesinin çancısı, kambur, çirkin suratlı, vahşi ve tek gözlü Quasimodo'dur. İnsanlar tarafından sevilmemesi de cabasıdır. Kulakları, kilisesinin çan seslerini duyabilecek kadar işitir. Yazarımız, kahramanını şu sözlerle tasvir eder: ''(...) Eski Mısır görse onu bu tapınağın tanrısı sanırdı. Oranın ruhuydu o. O derece ki Quasimodo' nun yaşamış olduğunu bilenler için bugün Notre-Dame ıssız, cansız, ölüdür.'' Sevdiği tek insan Notre-Dame'ın rahibi Başdiyakoz Claude Frollo'dur. Başdiyakoz, Quasimodo'yu evlat edinmiş ve büyütmüştür. Quasimodo bir çingene kızı olan Esmeralda'ya abayı yakar. Esmeralda yanında keçisi ile gezen fakat güzelliğiyle insanın aklını çelen bir afettir. Bu afetin kaderinde darağacında asılmak var mıdır? Quasimodo, çingene kızı Esmeralda' nın aşkından neler yapacaktır? Bir vuslat mümkün müdür?
Notre Dame De ParisVictor Hugo · Hayat Neşriyat · 197042,2bin okunma
3/10
·848 syf.··
2024 166. kitabı
SÜRÜ Frank Schaetzing; Resif Yayıncılık; 785 Sayfa, Kapağında 'roman' yazıyor. (Cuma,27 Kasım 2009) Dün akşam Frank Schaetzing'in SÜRÜ adlı eserini devrettim. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile okumaya başlamıştım. Kitabın daha ilk sayfasında çeşitli yayın evlerinin ve dergilerin bu eser hakkındaki övgülerine kulak verecek olursak Publishing News şöyle yazmış: "Sadece Almanya'da iki milyon kopyadan fazla satan bu sürükleyici eko-gerilim, aynı başarıyı diğer dillerde de gösterecektir." İnsan inanıyor tabii. Sonuçta hüsrana uğradığımda içimde bir hayal kırıklığı ile kalıveriyorum; bu romanda olduğu gibi. SÜRÜ adlı kitabın kapağında 'roman' yazıyor. Bu edebî türe ait anlam şu son yıllarda değişmeye başladı; daha doğrusu değişime uğradı. Roman kurmacadır,,, uydurulmuş safsatalar zinciri değildir. Uydur uydur yaz, sonuçta buna "roman" de!.. SÜRÜ roman değil bana göre; olsa olsa kurmacanın son zamanların modasına uygun olarak geliştirilmiş uyduruk bir çeşididir. Bir yiyecek çeşidimizden örnek vermek gerekirse aşure tatlısının nelerden yapıldığını az çok biliriz değil mi? Aşure tatlımızın içinde temel olarak buğday, nohut, fasulye vardır. Bu üç gıda ürünü aşurenin olmazsa olmazıdır. Başka neler vardır aşurede? Üzüm, kayısı, nar taneleri hatta kestane, incir, badem, ceviz de bulunabilir. Şayet biz aşure yapmaya kalktığımızda aşurelik buğdayımız yok diye bulgur veya pirinç kullanırsak, fasulye bulamadık diye barbunya fasulyesi katarsak, nohut bulamadık diye bezelye taneleri kullanırsak pişirdiğimiz şey aşure olmayacaktır. Artık buna kim ne derse desin ama aşure denemez. SÜRÜ adlı 785 sayfalık bu esere de ben roman diyemiyorum. Bu tarz bir eserdeki hayal ürünü jölemsi maddenin -eserde jöleye benzer bir madde uydurmuşlar ki akıllara zarar: İnsanüstü bir yaratık. Milyarlarcası bir
SürüFrank Schatzing · Pegasus Yayınları · 2015787 okunma