Bir mahkeme üyesinin görevi adaleti bir lütuf olarak sunmak değil, onu hakedene vermektir. Kendi keyfine göre değil, yasalara bağlı kalarak hüküm vereceğine yemin etmiştir o. Ne onu bu yeminini çiğnemeye alıştırmalıyız ne de o, bizim bunu yapmamıza müsaade etmeli. Aksi takdirde her birimiz tanrıya karşı saygısızlık etmiş oluruz.
Genç veya yaşlı hepinizi, bedenleriniz veya servetiniz yerine ruhumuzun tekamülünü önemsemeniz gerektiğine ikna etmekten başka bir şey yapıyor değilim. Erdeme servet ile ulaşılamayacağını söylüyorum, aksine servet de, özel olsun, genel olsun, insanlar için faydalı olan diğer güzel şeyler de erdem sayesindedir.