(Merhabalar uzun zamandır yoktum ve buraları epey boşladığımı düşünüyorum. Öyle ki daha önce okumuş oldum kitaba bir inceleme dahi yapmadığımı fark ettim.)
Kitabın kısaca özetinden bahsedecek olursam; Üst üste birkaç kez bir hazine bulduğu rüyayı gördüğü için İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinin hazinesini aramaya gelen Endülüslü çoban Santiago’nun öyküsü anlatılmakta.
Çoban Santiago koyunlarıyla birlikte hazinesinin peşinden gitmek için Mısır'a gitmek üzere yola koyulduğunda başına geleceklerden habersiz bir maceraya sürüklenir. Çünkü karşılaştığı yolda birçok insan tanır ve birçok olaya tanık olarak tecrübe kazanır. Bu yolculukta kendisini en çok etkileyen kişilerden biri de Şam kralı olduğunu söyleyen yaşlı bir adamdır. Kral; evreni, evrensel gerçekleri, kişisel menkıbe gibi önemli sembollerin olduğundan bahseder ve bu sayede kendisine rehberlik eder. Santiago bu kralın kendisine söylediklerinden sonra hayata daha farklı bir bakış açısıyla bakmaya başlar. Asla pes etmez ve hazinesinin peşinden gitmek için elinden ne geliyorsa yapmak için uğraşır. Hikayenin sonunda hazinesine ulaşır elbet ancak asıl hazinenin bir sandığın içinde değil Santiago'nun yolculuk boyunca öğrendiği şeyler, hayata karşı kazandığı bakış açıları ve bir şeylere yüklediği anlamlardır aslında.
Kendimi Santiago'nun yerine koyduğumu düşünürsem onun gibi birkaç defa aynı rüyayı görsem ben de onun gibi bunun bir mesaj niteliğinde olduğunu düşünürüm ve bir anlam aramaya çalışırım ancak böylesine büyük bir rüyanın peşinden gidebilir miyim zannetmiyorum. İşte burada kişisel menkıbenın ne olduğunu ve kendini tanımanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Hayatta her zaman bir şeyler konusunda sınanacağız hatta yeri geldiğinde bu durumlar için isyan çıkarmaya başlayacağız ama önemli olan