galiba bir benim tüm burada olanların en obsesifi
sen ortalama bir cinnetle mevzuyu çözersin
ben oturup ağlarım porselen tabağın
kenarındaki kırığa
söyle bana üç nefeste biriktirdiğimiz
ufacık mutluluğu nasıl pay edeceğiz?
anlatmadım
anlatsaydım belki rahatlayacaktım
kalmayacaktı gizlimde beni bağırtan bu dert
demeyecektim muhtemelen kendime durup durup
ben bu yerin yerlisi değilim diye
Birazdan hava aydınlanacak. Bu işe en çok yanmayan o patlak sokak lambası sevinecek. Kendini gereksiz hissetmenin nasıl bir his olduğunu bilirsin.
Ayakların üşümeyi bıraktığı zaman bahar gelmiş olacak. Önce çiçek açıp, ardından kiraz verecek kapının önündeki ağaç. Ve kimse toplamadığı için tek tek çürüyüp dökülecekler. Zamanla çürümenin ne demek olduğunu da gayet iyi bilirsin.
Kötü ezan okuduğu için işinden olmayacak hiçbir müezzin. Halkalı-Sirkeci arası banliyö treninin yeri bir daha hiç doldurulamayacak. Bu yıl da hiçbir yaprağını koparmayacaksın saatli maarif takviminin. Ne kadar unutmaya çalışırsan çalış, yine de kaşıyacaksın en acıyan yerlerini. Bu yüzden yaran hiç kapanmayacak. Martılar gürültü patırtı etmeyi keserse uykuya dalacaksın. “Zamanla her şey düzelir” diyeceksin. Kendi söylediğin yalana inanmasını da bileceksin. Çünkü dengede kalmak bunu gerektirir.
Yaşadıklarımdan hayal ettiklerimi çıkarttığımda
Geriye kocaman bir hayal kırıklığı kaldı.
Gerçi matematik oldum olası zayıf bende
ama konu bu değil şimdi...