Acıdan bahsediyorum sürekli. O korkunç acıdan. Ölümü hissetmekten, vesaire... Karşımdaki, ezile büzüle, acıyı benim kadar tanımadığını; hissedip yaşayamadığını söylüyor.
Ah, koca kafalı ben kimseden bir şey öğrenemeyecek miyim?
Kendine inananın yaşayabilmesi, mümkün değil - kendine inanan, başka hiçbir şeye inanamaz. Başkalarını inandırma çabası, kendine ait inanç kırıntılarından bir an önce kurtulma isteğidir. Ah, bu söylediklerime de bir inanan olsa... - olsa da hemen bunlara da ihanet etsem.
İnanç ile şüphe etmenin dışındaki yol nedir ki...
İnanç, bilmediği halde şüphe etmemek; ötekiyse, bilmediği halde şüphe etmektir.
Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektiğim tek şeyse, bu. Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek... Oysa, düşlerdir insana gerçekliği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkanı sunan.
Dün gece yattığımda, uyursam bana yapılan haksızlıklarla dolu bir rüya görebileceğim aklıma geldi. Saatlerce durdum, düşündüm, kavga ettim ve bir rüyada olabileceği gibi bunların beni ele geçirmelerine izin vermedim. Sinirden hala titriyorum.