Tanrı, geceleri hesap dökümü yaparken, zenginliklerin kullanılmasını durdurur. Böylece insanlar, karşı konmaz uykunun gün ağarana dek gevşek bıraktıracağı ellerini açıp uzandıkları zaman, ben, insanlığın geri kalan zenginliklerini görebileceğim.
Ve işte o zaman, adlandıramadığım şeyi görüp hayran olacağım belki. Avuç içlerinin ateşe doğru çektiği bir kör gibi yürüyeceğim. Kör bu ateşi anlatamaz size, ama bulmuştur. Böylece, gözle görülemeyen, ama için için yanan bir ateş gibi köy gecelerinin külleri altında yatan şey, korunması gereken şey ortaya çıkacak belki.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kadını güzel buldum mu, söyleyecek sözüm yoktur. Gülümsemesini görürüm yalnız. Aydınlar, yüzü parçalar, bu parçaları açıklamaya kalkarlar, ve artık gülümsemeyi göremezler tabii. Tanımak, ne parçalara bölmekle, ne de açıklamakla mümkündür. Görmeye başlamakla mümkündür. Görmek içinse, her şeyden önce katılmak gerekir. Bu da epey çetin iştir...
Ruh sevmeyi bilir, ama uykudadır. Ben, en az bir kilise babası kadar iyi bilirim şeytanın ne demek olduğunu. Şeytana uymak, ruh uyuduğu sırada, zekanın sesine kulak vermektir.
Birer figüran olarak kullanıldığımız bu acımasız oyunda ölene dek direnmemizi istedikleri zaman gülüp oynayabilir miyiz? Ölüm, bulmaca oyununda kullanılmayacak kadar ciddi bir şey çünkü.